Kategori: RÖPORTAJ
Okuma: 3.886 kez
Yayın Tarihi: 27.10.2020 Salı 14:35:24
PAYLAŞ

Yeme içme alanınızda fark yaratın

Bir yeme içme alanı sahibiyseniz veya olmak gibi bir hayaliniz varsa, fark yaratmak herkesin arzusudur. Sizi dinleyen, ne istediğinizi anlayan, global bakış açısına sahip, ancak yerel unsurları iyi değerlendiren bir profesyonel el size uzanmış durumda. Lagranja Design ekibinden Mimar Ece Satıbol ile söyleşimiz sizlerle…
-Bir mimarlık ve iç mimarlık tasarım ofisinin dünyanın çeşitli noktalarında hizmet vermesi ilginç bir durum. Bu yapıyı ve avantajlarını anlatır mısınız?

Lagranja Design dinamik bir yapıya sahiptir. Barcelona merkez ofisimiz olmak üzere İstanbul ve Singapur ofislerimizin ulaştıkları destinasyonlara dair projelerin bağlantısını, idare ve tasarım sürecini yönetiriz. Tasarımlarımız Barcelona’da şekillenir. İstanbul ofisimiz ile yatırımcıya yerel verilerle çalışma imkanı sunarız. Farklı noktalarda hizmet vermek hem bize farklı kültürleri deneyimleme imkanı sunar, hem de bizimle çalışan firmalar projelere geniş bir yelpazeden bakan tasarım firmasıyla çalışmanın keyfine varırlar.
 
-Daha çok yeme içme alanları ile ilgili çalışmalar yapıyorsunuz sanırım. Şimdiye kadar yaptığınız projeler hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye’deki hayata geçirilmiş kafe ve restoran projelerimiz arasında Bomonti Populist, Monochrome, La Petite Maison’u sayabiliriz. Populist’in projesi devam etmekte, farklı illerdeki şubeleri de var. Dünyada ise Barselona’da Şef Nandu Jubany’nin önderliğindeki Pur Restaurant’ı (2018) ve Majestic Hotel Grup’un bünyesindeki Petit Comite Restaurant‘ı (2014) özellikle söyleyebiliriz. Ayrıca Singapur’da FOC Restaurantlar da Lagranja Design imzası taşımaktadır. Bunlar haricinde ofis, kampüs, otel projelerinde ve Barcelona’da perakende sektöründe de projelerimiz yer almaktadır.
 
-Bir yeme içme işletmesinde ortamın en çok hangi özelliği müşteri üzerinde daha etkilidir? 

Restoran cafe bar mekanı tasarlamanın zor ve en önemli kısmı bu soruda saklı aslında. Mekan kullanıcısına renk, ışık, doku, ses, müzik, koku algılarını bir bütün oluşturacak şekilde doğru tasarım ile sunabilmek. Bazen bunlardan herhangi biri eksik olduğunda ya da birbiri ile bütünleşmediğinde, son kullanıcı misafirlere verilmek istenen etki yanlış aktarılmakta, bu da yatırımın sürekliliğini olumsuz yönde etkilemektedir. 

Tasarıma başlamadan evvel yatırımcının taleplerini çok iyi anlamak önemlidir. Servis edilecek mutfağın türü, çeşitliliği ya da spesifikliği, yerel ya da dünya mutfağına dair hizmet veriyor olmasından tutun, hedeflenen kullanıcı profili, tasarlanacak fiziki mekanın şartları hepsi birlikte ele alınmalıdır. Konseptin doğru malzeme seçimi ile hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Müşteri üzerinde doğal bir malzemenin bıraktığı samimi, sıcak his ile mış gibi yapan malzemelerin bıraktığı etki aynı değildir. Sanat ögeleri mekanın bir hikayesi olduğunu hissettiren detaylardır. Dolayısıyla bizce aslında mekanın hikayesini doğru yansıtabilmiş olmak müşteri üzerinde etkilidir.

 
-Bir mekan dizayn ederken, görüntü kadar işlevselliğine de önem veriyor musunuz? 

Barcelona’daki Pur Restaurant projemizde mutfak tiyatro sahnesi gibi yemeğin ortada ve açık olduğu, müşterilerin de birer izleyici konumunda bu görsel ziyafete dahil olduğu şekilde konumlanmıştır. Fakat tabii ki bu sunulan mutfağın özelliklerinden yola çıkılarak tasarlanmıştır. Daha komplike içeriği olan endüstriyel mutfak gerektiren mekanlarda elbette mutfak kendi içinde, yeme içme alanından daha saklı bir düzen gerektirir. 

İşlevsellik ve estetik mutlak birliktelik içinde olmalıdır. İşlevsel olarak yetersiz kalan mekanlar, işletme maliyeti açısından da olumsuz sonuçlara ulaşabilirler. Fonksiyonların doğru çözüldüğü, tefrişin işlevsel olduğu iç mekanlarda, estetik detaylarla tasarımlar hayata geçtiğinde, kullanıcıların alacağı görsel keyif artacaktır.
 
-Şimdiye kadar yaptığınız insanlara en çılgınca gelen tasarım/uygulama neydi?

Biz zanaati çok önemsiyoruz. Projelerimizde çoğunlukla el işçiliği ile şekillenmiş, sadece o mekan için özel olarak tasarlanmış sanat objelerine yer veriyoruz. Hayal edip, bunları hayata geçirmek için sanatçılarla, zanaatkarlarla çalışıyoruz. İnternet sitemizden “atelier” bölümünden de inceleyebileceğiniz örneklerden, Bebek Poulist’in tavanındaki Dream Machine bira tanklarını, ME Sitges Terramar Otel’in resepsiyon deskini kaplayan farklı boyut ve renklerdeki binlerce misketten oluşan tasarımımızı, seramik vazo seperatör duvarları ve Pim Pam by Foc Restaurantlardaki grafik tasarımı Lagranja tarafından yapılan giant/dev heykelleri göstermemiz mümkündür.
 

-Bir yeme içme alanı açmak istiyoruz. Neden Lagranja ile yol almalıyız?

Lagranja’da tasarım fikir meselesidir. Neler yapmamız gerektiği ya da ne yapmamamız gerektiği önceden hazırlanmış bir listeyle taslak masasına oturmayız.

Her projenin benzersiz olduğuna ve farklı bir şekilde ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Bütünü anlamaya çalışıyoruz, kendimize ve müşterimize birçok soru soruyoruz, strateji çiziyoruz, doğru araçları ve uygun ekibi seçiyoruz.

Tasarım süreci çok bileşenlidir. Estetik değerlerin hissedildiği, yüksek verimlilik sağlayan ve görsel olarak olumlu hisler veren fonksiyonel bir mekan olması bizim için ön planda. Tüm bunları markanın beklentilerine ve bütçesine uyumlu hale getirmeye çalışıyoruz. 

Dolayısıyla toparlayacak olursak projeye özgü tasarım yapıyor olmamız, uluslararası deneyimde bir tasarım ofisi olup, yerelde İstanbul ofisimizle var olmamız, farklı kültürlere ait restoran kafe bar deneyimlerimizin çeşitliliği ve tasarım gücümüzü ekonomik veriler dahilinde kullanabiliyor olmamız Lagranja Design ile çalışılma sebebidir.
food time logo

FOOD TIME SOSYAL AĞLARDA

Bizleri sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Hem güncel haberlere hemde dergi içeriğimiz ile ilgili duyurulara ulaşmak için hesaplarımızı beğenip takip edebilirsiniz

YORUMLAR