Kategori: RÖPORTAJ
Okuma: 6.658 kez
Yayın Tarihi: 28.10.2020 Çarşamba 11:15:34
PAYLAŞ

Mekanı mekan yapan insandır

İnsanların keyif alarak sosyalleştiği en özel mekanlardan biri olan Leb-i derya’nın kurucularından Ahmet Özbek ile koronavirüsün sektör üzerine etkilerini konuştuk.
Leb-i derya özel bir mekan. Kurulma fikri ve ilerleyişini anlatır mısınız?

Leb-i derya’yı, 18 yıl önce Türkiye’de teras konseptinin sadece otellerden ibaret olduğu bir dönemde, herkesin rahatça gidip, kendilerini iyi hissedebileceği ve şehrin o kasvetli ortamından uzaklaşabileceği, sürprizlerle dolu bir yer yaratma gayesiyle hayata geçirdik. Beyoğlu’nun unutulmuş sokaklarından birinde, eski bir iş hanının teras katında kendimizi konumlandırarak, İstanbul’un eşsiz tarihi yarımada manzarasıyla ve tüm dünya lezzetlerinin izlerini bulabileceğiniz mutfağımızla beraber Leb-i derya’yı ortaya çıkardık.

Açıldığı günden bugüne yerli yabancı birçok misafiri ağırlayan ve ağırlamaya devam eden Leb-i derya’nın, 2009 senesinde İngiltere’nin referans seyahat dergisi Sunday Times Travel tarafından dünyanın en iyi 6. Roof barı seçilmesi ve yerli-yabancı birçok dergide haber yapılması sektörümüzün gelişimi açısından önemli olmuştur. 

2018’te modern meyhane konseptine geçiş yaptığımız Leb-i derya’da bu doğrultuda mutfağımızı da Anadolu’nun ve Rumeli’nin damak mirasına sahip çıkarak güncelledik ve bugünlere uyarladık. Her gün bu mirası yeni devralmış gibi özenle hazırlıklarımızı yapıyor ve her akşam aynı heyecanla servis ediyoruz. Bir lokantayı kıymetli yapan, mutfağından çıkanlara gösterdiği saygı olduğunu düşünüyoruz. Leb-i derya ekibi tecrübesiyle bunu çok iyi biliyor. Taze mezelerini ve leziz yemeklerini adeta hürmetle hazırlıyor. Yiyeceklere gösterilen nezaket mutfaktan servise, oradan da misafirlere sirayet ediyor.

Leb-i derya gibi mekanların Covid- 19 önlemleri sonrasında açılması durumunda nasıl bir ilerleyiş bekliyorsunuz?

Şu an sektörün durumunu analiz etmeye çalıştığımda, ortaya çıkan tablo maalesef iç açıcı gözükmüyor. 18 Mart itibarıyla tüm yiyecek içecek işletmeleri faaliyetlerine ara verdi. Sadece belli işletmelerin paket servis hizmetleri devam ediyor. Bu tarz işletmelere de şu an için çok fazla talep olduğunu söyleyemeyeceğim, çünkü insanlar dışarıdan sipariş vermek konusunda haklı olarak endişeliler.

Öncelikle Leb-i derya gibi yiyecek içecek işletmelerinin açılabilmesi için, Covid-19 virüsünün kesin olarak ortadan kalkması gerekmektedir. Eğer virüs tam olarak hayatımızdan çıkmaz ise, işletmeler Covid-19 ile ilgili hangi önlemi alırlarsa alsınlar, insanların sosyalleşmek adına restoranlara eskisi gibi gideceğini kesinlikle düşünmüyorum. Yaptığımız iş, sadece insanların karınlarını doyurmaktan ibaret değil. İnsanların gerek sosyolojik gerekse de psikolojik ihtiyaçları için birlikte olması ve sosyalleşmesi gerekiyor. Endişenin ve korkunun olduğu bir ortamda maalesef sosyalleşmeden de bahsetmek söz konusu olmayacaktır. Biz yiyecek içecek işletmeleri olarak misafirlerimize deneyim satıyoruz. 100 kişilik bir restoranda 30 kişinin oturduğu, herkesin maskeyle yemek yemeye çalıştığı ve insanların birbiriyle konuşmaya çekindiği bir ortamda olmak kimseye cazip gelmeyecektir ve bunun adı da, ne deneyim ne de sosyalleşme olacaktır.

Eğer virüs tam olarak geçmişse, bu kadar sert tedbirlerin alınmasına da gerek kalmayacağını düşünüyorum. Sanırım bir kesim, hayatımız boyunca maskelerle yaşamamızı, asla sosyalleşmememizi ve herkesle mesafeli olmamızı istiyor. İşte burada sorunu doğru tespit etmek önemli hale geliyor. Şu an tüm dünyada yaşanan sıkıntı, insanların birbirleriyle gereksiz yakın olmaları veya gereğinden fazla sosyalleşmelerinden kaynaklanmıyor. Bir pandemi karşısında tüm dünyanın doğru zamanda, doğru korunma yöntemlerini beceremiyor oluşundan ve bunun genel olarak faturasının sosyalleşmeye çıkarılmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Bu dönem tabii ki de sosyalleşmeyip evimizde kalmak, bu virüsün yayılmaması açısından yapılması gereken en önemli adım ama bu süreç sonrası eski hayatımıza devam etmemiz gerekiyor, bu algının önüne hep birlikte geçmeliyiz. 

Siz bu yaşanılan salgının insanların yeme-içme alanları konusunda tercihlerini etkileyeceğini düşünüyor musunuz? Yeme-içme sektörü başka bir yöne mi gidecek?

Covid-19’un hayatımızın gündeminden tam olarak çıkması durumunda, insanların tekrar yeme-içme mekanlarına eskisi gibi dönmeleri biraz zaman alacaktır. Tabii ki de insanların hijyen ve temizlik algılarında bu yaşananlar çerçevesinde birtakım değişiklikler olacaktır, olması da gerekir. Çünkü hepimiz bu süreçte sağlığımızın en önemli şey olduğunu bir kez daha hatırladık. İnsanlar restoran seçimlerinde daha seçici olacak, gittikleri yeme-içme işletmelerinde yemeklerin nasıl pişirildiğini görmek isteyecek ve belki de açık mutfağı olmayan işletmelerin bundan sonra iş yapması zorlaşacaktır. Temiz gözükmeyen bir personel bile bir restorana gitmemek için en önemli nedenlerin başında gelebilecektir. Bunun yanında kendini dijitalleşme sürecine adapte edemeyen işletmelerin de bu süreç sonrası var olmasını zor görüyorum. Çin şu an diğer ülkelere göre iyileşme sürecinde ve yavaş yavaş normal hayata geçiş sürecindeler. Bazı restoranlar kapılarına bir QR kod yerleştirmiş durumda ve sizi içeri almadan önce yeni sipariş, hijyen ve hizmet politikalarını okumanızı ve siparişinizi telefonunuz üzerinden vererek yemeğinizi kapıda el değmeden teslim almanızı sağlıyorlar. El değmeden mobil ödeme ise tüm restoranlarda sektör standardı haline gelmiş. Bizim ülkemizde tam olarak bu şekilde uygulanacağını düşünmesem de, yeni dönemde müşterilerin dijital beklentilerinin artacağını kesinlikle bekliyorum.

Diğer taraftan, bu süreç bence hepimize sosyalleşmenin hayatımızda ne kadar önemli bir yer teşkil ettiğini de açıkça göstermiş oldu. O yüzden yeme-içme sektörünün Covid-19 tam olarak geçtiği taktirde belli bir zaman sonrasında müşterilerin beklentilerine uyum sağlayabilen, kendini bu değişime adapte edebilen işletmeler açısından tekrar normale döneceğini, hatta ilerleyen dönemlerde onlar açısından daha fazla talebin bile olabileceğini düşünüyorum. Ayrıca müşteri aidiyetine sahip güçlü markaların bu dönemde yeni markalara göre daha avantajlı olacaklarını da düşünüyorum. 

Karantina süreci sonrası için Leb-i Derya özelinde ne gibi bir planlamalarınız var?

Virüsün tam olarak geçtiği dönem sonrasında Leb-i derya olarak yaptığımız işin ruhunu öldürmeyecek şekilde birtakım tedbirler almış olacağız. Masalar belki eskisi kadar yakın olmayacak ama şu anda bahsedilen mesafelerde de olmasını açıkçası gerçekçi görmüyorum. Bunun nedeni mekanların bu şekilde enerjisiz mekanlara dönüşeceği ve insanların da böyle ortamlarda olmak yerine eve gitmeyi tercih edebileceklerini, mekanı mekan yapanın insan olduğunu ve özellikle bizim gibi kolektivist toplumlarda insanların insan enerjisiyle beslendiklerini unutmamamız gerekiyor. 

Leb-i derya olarak dijitalleşme sürecinde de kendimizi müşteri beklentilerine en uygun şekilde adapte edeceğiz. Eve servis artık her restoranın gündemine geleceği için bizim de bu sürecin neresinde olmamız gerektiği ile ilgili çalışmalara şimdiden başlamış bulunuyoruz.

Ahmet Özbek olarak ilerleyen süreçte yeni yatırımlar düşünüyor musunuz?

Bir girişimci olarak her zaman doğru dönemde yatırım yapmaya çalışan biriyim. Özellikle kriz dönemleri yatırımcılar için cazip fırsatlar sunabilen dönemlerdir. Fakat şu yaşadığımız kriz hiçbir krize benzememektedir. Tüm dünya ülkelerini aynı anda etkilemesi, şiddetinin büyüklüğünün henüz öngörülememesi ve en önemlisi ne kadar süreceğinin belli olmaması gelecekle ilgili bir yatırım pozisyonu almak için bize henüz erken bir dönemde olduğumuzu gösteriyor. Önümüzdeki sürecin biraz daha netleşmesi halinde yatırımlarımızın yönü ve şekli de ortaya çıkacaktır.
food time logo

FOOD TIME SOSYAL AĞLARDA

Bizleri sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Hem güncel haberlere hemde dergi içeriğimiz ile ilgili duyurulara ulaşmak için hesaplarımızı beğenip takip edebilirsiniz

YORUMLAR