Kategori: RÖPORTAJ
Okuma: 4.288 kez
Yayın Tarihi: 21.10.2020 Çarşamba 23:22:27
PAYLAŞ

COĞRAFYA KADER Mİ?

81 ilin neredeyse tamamını gezip görmüş, her yörenin lezzetlerini yerinde tatmış, Türkiye gastronomisi hakkında engin bilgilere sahip, Anadolu Halk Mutfağı Derneği Başkanı Adnan Şahin ile Anadolu Halk Mutfağı Derneği’nin çalışmalarını ve Anadolu mutfağının bilinmeyenlerini konuştuk.
Anadolu mutfağını nasıl tanımlıyorsunuz? Size Anadolu mutfağı sorulduğunda aklınıza ilk ne geliyor?

Anadolu mutfağını kısaca, “gerçek” olarak adlandırmak lazım. Çünkü Anadolu mutfağının en temel verisi gerçeklik. Bu gerçeklik on dört bin yıllık bir derinliğe dayanıyor. En önemli mutfak kültürlerinden birisinin Anadolu’da olduğunu söyleyebiliriz. Ürünler arasında iletişim olduğuna; yani deniz kenarındaki bir şehirde, kıyıdaki otlarla denizdeki ürünlerin birbiriyle çok daha uyumlu olduğuna inanıyoruz. Deniz kenarında yetişen bir zeytinin yağının, o bölgedeki bir deniz ürününe daha çok yakışacağını düşünüyoruz. İşte gerçeklik dediği-miz hadise bu. Şu anda global bir şekilde artık her ürün her yere gitse de, son 30 yıla kadar insanlar kendi bölgelerindeki ürünlerle yaşamını sürdürüyordu. Yani İbn-i Haldun’un dediği gibi: “Coğrafya kaderdir.” Onlar da kaderlerini yaşıyorlardı, bu da gerçek mutfağı ortaya çıkarıyordu. Çünkü kendi bölgesindeki odunla, canlılarla ve tarım varlıklarıyla yetin-meye çalıştıkları için, bunlar arasında önemli bir ilişki kurmuşlardı. Anadolu, bu yüzden şu an dünyanın trend mutfaklarının başında geliyor. Çünkü artık daha yalın, sade, öz mutfaklar ilgi görüyor.

Anadolu Halk Mutfağı Derneği, bu gerçeğin insanlar tarafından bilinmesi ve farkındalık yaratılması için yaklaşık 12 yıldır gayret gösteriyor. Anadolu mutfağı; işlendiğinde, doğru zemine oturtulduğunda dünyanın en önemli mutfaklarından biri olma özelliğini taşıyor. Elbette Türk mutfağının etiketi ya da şemsiyesi altında bir başlıktan bahsediyoruz. Derneğimiz de bu temel doğrular çerçevesinde düzenlenen organizasyonlar ve program-larla, bu başlığı daha bilinir kılmaya ve insanlar tarafından anlaşılır hale getirmeye çalışıyor.

Anadolu mutfağının gelişmesi ve yurt dışında doğru şekilde temsil edilmesi için neler yapabiliriz?

Bu ülkede yaşayan insanlar ve devletin ne yapması gerektiğiyle ilgili iki husus var. Anadolu mutfağını bilinir kılmak için daha bilinçli, daha stratejik davranma konusunda bu yıl önemli bir adım atıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, turizm şurasının içine gastronomi başlığı açtı. Yaklaşık 22-23 arkadaşımızla birlikte bu yıl bunu tartıştık. Bu konunun önemli bir zemine oturduğunu düşünüyorum. Bu zemin çerçevesinde, Kültür ve Tu-rizm Bakanlığı’nın da atacağı adımlar-la çok daha iyi noktalara gelineceğini ümit ediyorum. Halka gelince, halkın kompleksten arınması lazım. Kendi yemeklerimizle ilgili ciddi bir komp-leksimiz var. Kuru fasulyeyi anlatır-ken, yerken ya da evimizde piştiğini söylerken utanmaktan vazgeçmeliyiz. Dünyanın en ünlü yemeklerinden biri olan kuru fasulyeden bahsediyoruz. Ya da kolot peyniri derken, sıkılmamıza gerek yok. Dünyadaki diğer peynirler ne kadar önemliyse, kolot peyniri de o kadar önemli ve farklı. Farklılığımızı, kültürümüzü, değerlerimizi anlatırken kompleksten uzak durmalıyız. Zengin bir mutfağa sahibiz, çünkü coğrafyamız zengin. Bu varlığı kabul edip, kendi içimizde sindirerek dünyaya göğsümüzü gere gere anlatabilmeliyiz.

Anadolu Halk Mutfağı Derneği olarak şimdiye kadar ne gibi çalışmalarınız oldu?

Türkiye’de Geleneksel Lezzetler Şen-liği adı altında, 7 kere ve her birinde 3’er 5’er ili bir araya getirerek bir envanter çalışması yaptık. Osmanlı Saray Yemekleri Yarışması adı altında bir çalışmaya katkıda bulunduk. Berlin’de, Caddebostan’da, Anadolu coğrafyasındaki geleneksel mutfakları Sofradaki Anadolu ismiyle İstanbul’a ve dünyaya anlatmaya çalıştık. 2017 yılı içinde Gastronomist etkinliğini düzenledik. İstanbul’da başlayan ve Konya’da devam eden Ateşbaz-ı Veli Mutfak Kültürü ödül töreniyle hem bir mutfak değerini ortaya çıkarmaya çalıştık, hem de bölgenin mutfak envan-terine ışık tuttuk. Türkiye’de her sivil toplum örgütü bu çabayı gösterirse, bu işin çözüleceğine inanıyoruz. 

Geleceğe yönelik ne gibi planlarınız var?

Ateşbaz-ı Veli Aşçı Dede Mutfak Kültürü ödülleri, Geleneksel Lez-zetler Şenliği ve Osmanlı Tarihi Yemekleri Yarışmasını devam et-tirmek istiyoruz. Önümüzdeki yıl bir iki şehirde daha bu anlamda hedeflerimiz var. Gastronomist’in tekrar yapılması konusunda çaba-larımız sürüyor. 

Anadolu mutfağının çok değerli olduğuna inanıyoruz. Bana göre Konya, Giresun, Kastamonu ve Diyarbakır çok önemli şehirler. Gaziantep’in yarattığı değere saygı duyuyorum ama abartılmasını da doğru bulmuyorum. Sanki Türkiye’de gastronomi deyince akla sadece Gaziantep gelecekmiş gibi bir savdan uzak durmaya çalışıyorum. Böyle bir şey yok. Bana göre Türkiye’de, mutfak kültürüyle en az Gaziantep kadar öne çıkması gereken beş altı tane şehir var. Tabii şeflerin de kendi coğrafyasını iyi tanıması gerekiyor. Bu internet üzerinden aratarak ya da 8, 10 tane ili gezerek olmaz. Türkiye 81 tane il, 1200 küsur ilçe, 12.000’e yakın köyden oluşuyor. Emin olun köylerimizde bile mutfaklarımız farklı farklı. O yüzden yapılacak çok şey var. Bir şehri sadece yazıyla, kışıyla değerlendiremezsiniz çünkü mutfak mevsime göre değişkendir. Herkesin konuştuğu lezzet haritası bizde ger-çek olarak var. Çünkü biz Türkiye’de 7 bölgeyi 27 alt bölgeye böldük. 27 alt bölgeyi ilkbahar, yaz, sonbahar, kış olarak inceledik. Gerçek bir lezzet haritasına sahibiz. Edindiğimiz bilgileri Bakanlıkla paylaştık. Kültür ve Turizm Bakanlığının da sürece dahil olması durumunda memnuniyetle paylaşım-da bulunacağız. Bu bilgilerin elbette gerekli kontroller de yapıldıktan sonra insanların hizmetine sunulmasını arzu ediyoruz. 
 
food time logo

FOOD TIME SOSYAL AĞLARDA

Bizleri sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Hem güncel haberlere hemde dergi içeriğimiz ile ilgili duyurulara ulaşmak için hesaplarımızı beğenip takip edebilirsiniz

YORUMLAR