Su hakkında her şey

YAZAR: Yeşim KAYA

Kategori: MAKALE
Okuma: 4.086 kez
Yayın Tarihi: 28.10.2020 Çarşamba 10:53:50
PAYLAŞ

Holistik Yaşamda su ilaç ve şifadır. Arınmanın, yaşamın, sağlığın temelini oluşturur. Peki hepimiz için elzem olan Su ile ilgili gerçekler neler?


Su, dünyada, maddenin üç halinde birden, aynı anda bulunan tek maddedir. Suyun bileşimindeki Oksijen yakıcı bir gazdır, Hidrojen ise yanıcı. Enteresan olan ikisi birleştiğinde, söndürme özelliği olan suyu oluşturur. 2 hidrojen ve 1 oksijen atomundan meydana gelir. H2O saf suyu temsil eder, saf suya tabii en yakın örnek, yağmur suyudur. Saf su canlılar için içilebilir su değildir, insanlara yararı yoktur. Yağmur toprağa düştükten sonra eklenen bileşenlerle yararlı hale gelir. 

Su, yaşamın vazgeçilmez kaynağı. Peki, bu kaynak sonsuz ve tükenmez mi? Dünya nüfusunun ne kadarı temiz su kaynağına sahip? Suyun değerini biliyor muyuz? Nasıl kullanmalıyız? Bedenimiz ve ekosistem için ne kadar gerekli? Daha birçok soru sormak mümkün, gelin bu sorulara birlikte cevap arayalım. 

Su, dünyadaki en değerli kaynaklardan birisidir. Suların şişelenmeye başlaması ile birlikte, Neokapitalist düzenin göz diktiği en önemli para kaynaklarından biri haline geldi. 

Gezegenin yüzeyinin üçte ikisini(yaklaşık % 71), insan vücudunun yaklaşık % 70'ini oluşturur, beynimizin ve kanımızın %90’ı sudur ve yaşam için gereklidir. Bedenimiz ve dünyamız aynı oranda suya sahip, bu enteresan bir denklem. Ancak dünyadaki suların, ancak %3’ü kullanılabilir tatlı sudur. Üstelik bu oranın %75’i donmuş olarak kutuplarda ve kutuplara yakın bölgelerde bulunur. Kısaca kullanılabilir tatlı su miktarı ancak %1’dir. Bu durumdan anlaşılacağı gibi sularımıza gözümüz gibi bakmamız gerekir. 

Güvenli içme suyuna erişim ne derece mümkün? Dünyada, her dokuz kişiden biri, yani yaklaşık 663 milyon insan güvenli içme suyuna erişemiyor. İnsanların sadece % 71'i (5,1 milyar) güvenli şekilde yönetilen su kaynağına erişebiliyor. 

Yüzey sularına bağımlı 144 milyon kişi dâhil olmak üzere, 785 milyon insanın temel bir içme suyu hizmeti dahi yok. Bilgiler inanılmaz, ancak ne yazık ki gerçek. 

Küresel olarak, en az 2 milyar insan dışkı ile kontamine bir içme suyu kaynağı kullanmak zorunda.

Kirlenmiş su ishal, kolera, dizanteri, tifo ve çocuk felci gibi hastalıkları bulaştırabilir. Kirlenmiş içme suyunun,  her yıl 485.000 ishal ölümüne neden olduğu tahmin ediliyor. Rakam korkunç geliyor belki, ama bu da gerçek. 

Su kaynaklarımızı aynı hızla israf etmeye devam edersek, 2025 yılına kadar, dünya nüfusunun yarısı, su sıkıntılı bölgelerde yaşıyor olacak.

En az gelişmiş ülkelerde, sağlık tesislerinin % 22'sinde su hizmeti, % 21'inde sanitasyon hizmeti ve %22'sinde atık yönetimi hizmeti yok.

Dünyada her gün, 3900 çocuk su kaynaklı hastalıklar yüzünden hayatını kaybediyor. 

Sağlığımız için bu kadar önemli olan suyun aslında ortak bir kaynak olduğunu ve yanlış kullanımın hepimizi fazlasıyla etkilediğini görmekle işe başlamalıyız. Fazladan harcadığımız her damla su, dünyanın bir yerinde, birilerinin onu bulamamasına neden oluyor. Geleceğimize sağlıklı su kaynakları bırakmak istiyorsak, bireysel olarak, bu günden atıklarımızı doğru şekilde tasnif etmeye, plastik maddelerden uzak durmaya, içmek, yıkanmak, temizlik ve her anlamda kullandığımız suları israf etmemek için sistemler geliştirmeye başlamalıyız. 

Birleşmiş Milletler raporuna göre, Afrikalı ve Asyalı kadınlar su almak için, her gün ortalama 6km yürüyor ve 20kg'a kadar ağırlık taşıyor. Su toplamak için her gün tahmini olarak 125 milyon saat harcanıyor. 

Gelişmekte olan ülkelerde temel içme, yemek pişirme ve el yıkama ihtiyaçlarını karşılamak için 20 litre kullanım yeterli. Ama biz bunu bir dakikalık duş sırasında zaten kullanıyoruz. Başka bir deyişle, ortalama bir kişi 1 dakikalık duş sırasında, Afrikalıların bir günde kullandığından daha fazla su kullanıyor. 

Eğer 2030 yılında su problemi yaşamak istemiyorsak, su ayak izimizi hesaplamak ve kaynaklarımızı daha iyi kullanmak adına, kendi hayatımızda küçük değişiklikler yapmakla değişime adım atabiliriz. 

Tüm bu genel bilgilerden sonra, gelelim suyun bedenimiz için önemine. Tam bu noktada Fereydoon Batmanghelidj’in kitabından bir alıntı yapmak istiyorum; “Tüm hastalıkların en önemli nedeni, vücudun susuz olduğu ve doğru su tüketimi ile neredeyse bütün hastalıklara karşı korunabilmenin mümkün olduğudur.” Suyun önemi daha nasıl anlatılabilir ki! Su, bedeni temizlemenin en iyi yoludur. Hasta hissettiğinizde su alımınızı arttırarak, iç organlarınızı temizlediğinizi hayal edebilirsiniz. Ayrıca canınız sıkkın olduğunda alacağınız kısa bir duş, su kenarında bir gezinti, moralinizi yerine hızla getirecektir. Su maddi ve manevi anlamda gerçek bir şifa kaynağıdır.

Neden Suya İhtiyaç Duyarız? Ve Ne Kadar Su İhtiyacımız Var?
Suyun bedenimizde birçok işlevi vardır. Su, vücudumuzun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir. Yaşam gücümüzdür. Vücudumuza aldığımız, tüm besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsü Su’dur. Parçalanmasından, sindirilmesine ve metabolik aşamaya kadar her alanda çalışır. DNA hasarlarını önler. Onarım mekanizmalarının çalışmasına yardımcı olur. Hücredeki su, o hücreye oksijen verir, atık gazları akciğerlere taşır. Vücudun içindeki zehirli atıkları toplar ve atılması için gerekli organlara taşır. Eklem boşluklarını yağlayan temel maddedir. Bağırsakları çalıştıran sıvıdır. Cildi yumuşatır, gözleri parlatır, kemik iliğinde kan üretim sistemini düzenler ve vücudumuz için daha onlarca hayati yararı vardır. 

Peki, Ne Kadar Su Tüketmeliyiz? 
Su, vücudumuz için tartışmasız, en önemli kaynak. Sağlıklı bir kişinin, günde ortalama 1.5 litre tüketmesi gerektiği genel olarak söylenir. Daha detaya girecek olursak, 1 kg ağırlık için 40 ml su içilmesi gerektiği belirtiliyor. Bu hesaba göre, günlük tüketim 70 kg için 2.8 litre. 

Vücuda su alımı Hidrasyon, birkaç şekilde gerçekleşir. Besinlerle, içeceklerle, direkt su içerek. Buna ekzojen su kazanımı denir. Bir de, vücudumuzda hücre metabolizması esnasında meydana gelen kimyasal reaksiyonlar sonucu oksidasyon ürünü olarak, su açığa çıkar. Buna endojen su kazanımı denir.

Vücudumuzda, günlük 6-10 bardak civarında bir su kaybı olur. İşlevlerini yerine getirmek için 6-8 bardak civarında su kullanır. Kısaca 8 ila 10 bardak civarında günlük gereksinime sahibiz. Bu miktar yaş, aktivite, cinsiyet, iklim vb. gibi şartlara göre değişkenlik gösterir. Günlük su tüketiminizi yaparken, kana kana değil, ara ara lokmalar şeklinde su içmenizde fayda var. Yani su içmek için susamayı beklemeyin, elinizin altında olsun ve devamlı için. Örneğin 0,5 lt’lik su kullanıyorsanız, üç, dört seferde tüketmeye özen gösterin. Bu şişeler yaklaşık 2-3 su bardağı yerine geçecektir. Yemek yerken, su içmemeye özen gösterin. Yemekten yarım saat önce ve 2 saat sonra su içmenizde fayda var. Yemek yerken içtiğiniz su, midede doygunluk ve dolgunluk hissi yaratır.  Bu da beslenme ritminizi aksatır. Midenin gıdaları sindirme süreçlerini bozabileceği için yemek yerken su içmemekte fayda var. 

Benim uyguladığım, ancak tıp dünyasını ikiye ayıran gece yatmadan sıcak su içme ritüelim ise Çinlilerden geliyor. Gece yatmadan önce içilen su, vücut ısısını arttırarak, gece bedeniniz dinlenirken yağ yakılmasına katkıda bulunuyor. Ayrıca, sabah ilk işiniz, akşamdan başucunuza koyduğunuz oda sıcaklığındaki suyu içmek olmalı. Diş fırçalamadan önce, çünkü ağız içinde biriken sıvıları midenize yollayarak, sindirim için onu desteklemiş olacaksınız. Minik ayrıntılarla, hayatınızda pozitif birçok şeyi değiştirmeniz mümkün.  

Meyve ve diğer yiyecekler de doğal olarak su içerir. Mesela şaşırtıcı bir şekilde, et yüksek oranda su içeriyor, % 60 civarında. 

Terlemek Dünyanın En Güzel Detoksu… 
Ter cildinizden buharlaştıkça vücudunuzu soğutur. Egzersize başlamadan önce birkaç saat içinde, birkaç bardak su içmeyi ihmal etmeyin. Unutmayın, havuzda veya klimalı bir spor salonundaysanız, kaybettiğiniz teri göremeyebilir, su kaybınızın farkına varamayabilirsiniz. 

Bu ihtiyaç, özellikle sıcak, nemli havalarda yarım saat ve üstü egzersiz yapıyorsanız değişir. Bu yüzden çok sıcak ve nemli olduğunda dışarıda yoğun egzersiz yapmamayı tercih edin. Erken ya da geç saatleri tercih edin. Ya da ağır egzersizleri havadar bir iç ortamda yapmaya çalışın. 

Düzenli egzersiz yapanlardansanız, ortalama olarak, en az 20 dakikada bir su molası vermeyi ihmal etmeyin. Su ihtiyacınız, ne kadar sıkı çalıştığınıza, ister iç mekânda ister dış mekânda olun, yaşınız, cinsiyetiniz ve kilonuza göre değişir. 

Tam bu noktada çok önemli diğer bir konuya değinmek istiyorum. Vücudun suya ihtiyacı ne kadar elzem ise, su kaybı yani dehidrasyon o kadar tehlikeli olabilir. İnsan vücudunun ortalama % 65-70 kadarının su olduğunu söylemiştik. Eğer, bu suyun % 15-20’sini kaybedersek, sonucu ölüme kadar varan acı bir tablo ile karşılaşabiliriz. Yemek yemeden, çok uzun bir süre dayanabiliriz. Ancak su içmeden yaşamamız mümkün değil. Vücuda alınan su, idrarla böbreklerden, solunum havasıyla akciğerlerden, terleme yolu ile deriden ve gayta ile bağırsaklardan atılır. Dehidrasyon arttığında neler mi olur? İşte size minik bir tablo…

%1: Susuzluk hissi, ısı düzeninin bozulması, performans azalması,
%3: Vücut ısı düzenin iyice bozulması, aşırı susuzluk hissi,
%4: Fiziksel performansın %20-30 düşmesi,
%5: Baş ağrısı, yorgunluk,
%6: Hâlsizlik, titreme,
%7: Fiziksel faaliyet sürerse bayılma,
%10: Bilinç kaybı,
%11: Vücut dirençsizliği, olası ölüm,
%12: %97 oranında ölüm,
%15: %100 ölüm.

Yukarıdaki tabloya bakınca anlaşılıyor ki, aslında dehidrasyon susuz olmaktan çok daha fazlasıdır. Ağız kuruluğu, halsizlik, baş ağrısı ve baş dönmesi gibi belirtilerle kendini gösterir. Rahatsızlıklar sonucu veya bir rahatsızlığa bağlı olarak ortaya çıkar. İshal, şeker hastalığı vb gibi daha birçok rahatsızlığın habercisidir. Alkollü içecekler, ciddi şekilde bedeninizi susuz bırakır. Alkol alıyorsanız, mutlaka yanında aynı oranda su içmeyi ihmal etmeyin ve 25 gramı geçmemeye çalışın ki, karaciğeriniz tolere edebilsin. Ayrıca alkol alacağınız günler, vitamin ve mineral takviyesi alırsanız, susuzluk ve yoksunluktan kaynaklı baş ağrısı çekmezsiniz. 

Yeterli su olmadan, çok fazla terleyebileceğinizi unutmayın. Bu durumda, vücudunuzun ihtiyacı olan sodyum ve potasyumu da kaybedebilirsiniz. Bu durum, özellikle sıcak havalarda başınıza gelebilir. Nasıl mı anlarsınız? Normalden daha az idrara çıkar ve ağzınızda kuruluk hissedersiniz, ileri aşamada, baş dönmesi, fenalık hissi gibi normal dışı şeylerle karşılaşabilirsiniz. 

Böbreklerinizin Sağlığı İçin Olmazsa Olmaz…
Su, böbreklerinizin kanınızdaki atıkları gidermesine yardımcı olur. Yeterli su alamazsanız, bu atık asitlerle birlikte birikebilir. Bu, böbreklerinizin miyoglobin adı verilen proteinlerle tıkanmasına neden olabilir. Dehidrasyon yani susuz kalmak, böbrek taşlarına ve idrar yolu enfeksiyonlarına da yol açabilir.

Beyniniz iyi çalışsın, hafızanız yerinde kalsın istiyorsanız su yine elzem. Beynin, %75’ inin su olduğu düşünülürse, bu çokta şaşırtıcı değil. Sabah uyandığımız an, beyin hücrelerinin suyun sağlayacağı neme en çok ihtiyaç duyduğu zaman. İlk iş su içmeyi unutmamanız bu nedenle çok önemli. Eğer susuz kalırsanız, ki bunun için çok susuz kalmanıza gerek yok (mesela 3-4 bardak veya daha az su aldıysanız), hafızanız zayıflayabilir, net düşünemeyebilirsiniz. Konsantrasyonunuz bozulur. 

Hafif bir susuzluk bile, yorgun hissetmenize neden olabilir. Sebebi, kaybettiğiniz sodyum ve potasyum gibi mineraller. İyi bir performans istiyorsanız, günlük su alımınıza önem vermeniz şart. 

Suyun, kilo kaybettirdiği ile ilgili bilimsel bir veri yok. Ancak sonuç olarak kalorisiz bir içeceği, kalorisi bol ve şekerli içeceklerin yerine tüketiyorsanız, doğal olarak bunları tüketenlere göre avantajlı olacaksınız. Ayrıca açlık hissiniz azalacağı için, eliniz devamlı bir şeyler yemeye gitmeyecek. Açlık hissettiğinizde, önce bir bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin. Çünkü beyinde bu iki uyarı çokça karışıyor. 

Günde sadece 2 veya 3 bardak fazla su içen insanlar, gün boyunca daha az yağ, şeker, tuz ihtiyacı hissediyor. Uygun su alımının, kilo vermenize yardımcı olabileceği anlamına gelir. Diyet programı uygulayanların dikkat etmesi gereken nokta, vücudun yakılan 100 kalori için, minimum dört bardak suya ihtiyaç duyması. Vücudunuzda su miktarı azaldıkça, yağ miktarı artmaya başlıyor. Neden mi? Böbrekler yeterli suya sahip değil ise, iyi çalışmaz ve görevi karaciğer devralır. Bu nedenle de, daha az yağı enerjiye dönüştürür. Sonuç olarak denge bozulunca sorun çıkar. 

Çok Fazla Su İçersek Ne Olur?
Çok fazla su kanınızdaki tuzu, sizi hasta edecek kadar sulandırabilir (buna hiponatremi denir). Ayrıca, bazı sağlık sorunlarınız varsa veya antidepresanlar vb. gibi su tutmanıza neden olan ilaçlar alıyorsanız, aşırıya kaçmamalısınız. 

Her sabah idrarınızı kontrol edin. O sizin en kolay laboratuvarınız, idrarınız ne kadar suya yakın renkte, tortusuz ve köpüksüz ise o kadar iyi durumdasınız. Bunların aksine bir durum olduğunda ve devam ettiğinde doktorunuza danışmayı, tahlil yaptırmayı ihmal etmeyin. 

Suyun Şifası ve Suyu Şifalandırmak…
Su yüzyıllardır tüm dinlerde kutsal olarak kabul edilmiştir. Zemzem suyu buna en iyi örneklerden. Kaplıcaların verdiği şifa, nehir, deniz ve akarsuların verdiği rahatlama tartışılmaz. Su birçok tedavide bilimsel olarak kullanılmaktadır. 

Evinize aldığınız suları yenilemek istiyorsanız küçük bir tüyo. İçmeden önce derin dondurucuya koyun, dondurun ve daha sonra çıkarıp eridikten sonra kullanın. Suyunuzu yenileyin. Ve ona güzel sözler söyleyerek enerjisini olumlayın.  

Eskilerden hatırlar mısınız? Büyükannelerimiz içecek ve yiyecek ikram ettiğinde “Şifa Olsun” demeyi ihmal etmezdi. Su içerken ya da duşa girdiğinizde, siz de şifalı ve güzel sözlerle bedeninize iyi enerjiler aktarmayı ihmal etmeyin. Su yüzyıllardır birçok ritüelde şifa olarak kullanılıyor. 

Bunun bir örneğini, Dr. Masaru Emoto’nun yazdığı, Messages from Water kitabında bulabilirsiniz. Her ne kadar bilim dünyasında bu deneyler tartışılsa da kendi deneyimlerimden, suya güzel sözler söylemenin oldukça etkili olduğunu biliyorum. Dr. Emoto, aynı suyun bulunduğu farklı kapların üzerine, farklı mesajlar yazmış ve bu mesajları aynı zamanda sesli olarak her gün tekrar etmiş, aynı zamanda müzik dinletmiş ve su kristallerindeki değişiklikleri fotoğraflamış. Bu deneysel çalışmanın sonuçlarını sergilemiş. Sonuçlar inanılmaz. Nefret ve sevgi hisleri arasında muazzam farklılıklar söz konusu. 

Dr. Emoto, insanlara, “Tüm dünyadaki ve vücudunuzda taşıdığınız su pozitif duygularla şekil alıyorsa bu demektir ki sağlığınız da, mutluluğunuz da, barış da düşüncelerinize ve ağzınızdan çıkan kelimelere bağlıdır. Hayat sizi zorlayacak sınavlarla dolu. Bu sınavdan geçmenin tek yolu, sadece ve sadece negatif düşünceye olan direncinizle mümkün olacaktır” demiştir. İçtiğiniz suya güzel şeyler söyleyin ve ondan size şifa olmasını isteyin. Bunu, her seferinde tekrar etmeyi unutmayın. Aynı şeyi duşta tekrarlayın ve bedeninizde, zihninizde, kalbinizde var olan toksinlerden arındığınızı hayal edin. Denemesi çok kolay. Kazancınız ise çok büyük.

Suyun şifası ile arının ve suyu hayatınızdan eksik etmeyin.


Yeşim KAYA
Executive Chef
Etiketler su, zemzem,
food time logo

FOOD TIME SOSYAL AĞLARDA

Bizleri sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Hem güncel haberlere hemde dergi içeriğimiz ile ilgili duyurulara ulaşmak için hesaplarımızı beğenip takip edebilirsiniz

YORUMLAR