14 amerikalıdan biri taze gıda alamıyor

Amerika'nın güney eyaletlerinden Louisiana'da bulunan New Orleans'ın nüfusunun büyük çoğunluğunu siyahların oluşturduğu Desire semtinde yaşayanlar için sağlıklı beslenmek, hiçbir zaman kolay olmamış. Ancak sağlıklı gıda tüketmek ve dengeli beslenmek, Corona salgını nedeniyle artık neredeyse imkansız.
Kategori: HABERLER
Okuma: 920 kez
Yayın Tarihi: 22.05.2020 Cuma 22:34:45
PAYLAŞ

Lise üçüncü sınıf öğrencisi Chrishana Simon, “Eşitsizlikle her zaman mücadele etmek durumundaydık, ama Corona virüsü salgını durumu daha da kötüleştirdi. Artık önümüzdeki riskler çok daha fazla” diyor.

New Orleans'ta gönüllüler gıda yardımı yapıyor

"Siyah nüfusun çoğu taze gıda bulamıyor ya da alamıyor"

Başta New Orleans olmak üzere Louisiana eyaleti, kendine özgü Cajun mutfağıyla Amerika'nın gastronomi merkezlerinin önde gelenlerinden biri. Buna rağmen eyalet, ABD Tarım Bakanlığı'na göre vatandaşlarına sağlıklı ve hesaplı gıda erişimi sağlama konusunda 50 eyalet içinde son sıralarda yer alıyor. New Orleans'taki sivil toplum kuruluşu Feeding America'ya göre 85 bin kent sakini, yani kent nüfusunun yüzde 22'si, yaşadıkları mahallelerde satın alabilecekleri taze gıda bulamıyor ya da bu tür gıdaları satın alabilecek ekonomik güçten yoksun. Bu kent sakinlerinin büyük çoğunluğunu siyahlar oluşturuyor.

Halk ucuz ve kolay ulaşılabilen sağlıksız gıda almak zorunda kalıyor

Lise öğrencisi Chrishana Simon, ailesiyle birlikte gıda alışverişine gitmeye korktuklarını söylüyor. Bunun nedeni, alışverişe gitmek için belediye otobüslerine binmek ve kalabalık marketlere girmek zorunda kalacak ailenin virüs kapma riski olması. Bu nedenle özellikle yaşlı dedesinin enfeksiyon kapmasından kaygılanan Chrishana ve ailesi, genellikle gazlı içeceklerin, patates cipslerinin satıldığı mahalle bakkalından alışveriş ediyor.

New Orleans

Aile, pandeminin ilk ayını konserve gıdalar, pirinç ve fasülye yiyerek geçirmiş.

"New Orleans'ta salgında ölenlerin yüzde 70'i siyah"

Ancak yoksul vatandaşlara indirimli gıda satışı yapan Top Box Foods örgütünden Connor DeLoach, beslenme yetersizliğinin sonuçlarının özellikle pandemi sırasında daha da ağır olduğunu söylüyor.

Connor DeLoach,

''Sağlıklı gıda tüketmiyorsanız bunun uzun vadeli etkileri çok zararlı olabilir. Yüksek tansiyon, obezite, şeker hastalığı gibi rahatsızlıklara New Orleanslılar arasında ulusal ortalamadan çok daha sık rastlanıyor. Bu da bu kişilerin Corona virüsünün en şiddetli etkilerine daha çok maruz kalması demek'' şeklinde konuşuyor.

Siyahların nüfusun üçte birini oluşturduğu Louisiana Valisi John Bel Edwards, eyalette Corona enfeksiyonu nedeniyle yaşamını yitirenlerin yüzde 70'inin siyah vatandaşlar olduğunu açıkladı. Eyaletteki ölüm vakalarının büyük çoğunluğu ise New Orleans'ta kaydedildi.

Gıda Çölleri ne anlama geliyor?

Amerika Tarım Bakanlığı, ''gıda çölleri''ni, kent sakinlerinin bir süpermarkete ulaşabilmek için 1,6 kilometreden fazla yol katetmesi gereken yerler olarak tanımlıyor. Tahminlere göre 23 buçuk milyon Amerikalı, gıda satışı yapılan süpermarketlere erişimin zor olduğu mahallelerde ikamet ediyor.

Simon, evine en yakın marketin üç kilometre uzaktaki bir Walmart olduğunu söylüyor. Ancak yakında süpermarket olmaması, Simon'ın yaşadığı mahallede gıdaya erişilemediği anlamına gelmiyor.

Fast food tarzı gıdalara erişim daha ucuz ve kolay

McDonald's, Rally's, Taco Bell, Wendy's gibi fast food zincirleri, sokak köşelerindeki küçük dükkanlar, bu gibi mahallelerde gıdaya erişilebilen noktalar.

Ancak Simon, aşırı şekerli ya da yağlı gıdalar yerine taze salata yemeği özlediğini ancak taze sebze ve meyveye erişimin çok zor olduğunu söylüyor.

New Orleans'ta gıdaya adil erişim hakkını savunanların öncülerinden Shawn Roussel, ''gıda çöllerinin'' yıllardır varolduğuna dikkat çekiyor ve bu durumun yeni olmadığının altını çiziyor.

Beyazlar kent merkezlerinden taşınınca imkanlar azaldı

Roussel'a göre New Orleans'taki ''gıda çölleşmesi'' 1950'li ve 60'lı yıllarda beyazların kent merkezlerinden banliyölere taşınmasıyla birlikte başladı. Böylece yoksul siyahlar, kısmen terk edilen kent merkezlerinde tek başlarına kaldı. Kent merkezindeki nüfus ve bu nüfusun alım gücü azaldıkça süpermarketler dahil çok sayıda mağaza ve dükkan kapandı.

Yoksulların sağlıklı ve kaliteli gıda tüketmek istemedikleri şeklindeki düşünceye katılmayan Roussel, ''Bu iddianın gerçekle yakından uzaktan ilgisi yok. Gerçek şu ki beyazların kent merkezlerinden banliyölere taşınmasıyla birlikte sağlıklı gıda bulmak neredeyse imkansız hale geldi'' diyor.

Corona salgını gıdaya erişimin önünü kesti

Simon ve ailesi için toplu taşıma araçlarını kullanarak süpermarkete gidip alışveriş yapmak, pandemiden önce bile çok zordu. Bu seçeneği kullanmak artık daha da imkansız.

Bunun nedeni, otobüse binmenin virüs kapma açısından risk anlamına gelmesi. Otobüs seferlerinin sayısının azaltılması da büyük bir dezavantaj.

Evlerine en yakın süpermarket olan Walmart'a 40 dakika yürüyerek gitmeyi de göze alamayan Simon, ''Ailenizin ihtiyacı olan taze gıdaları yürüyerek taşıyamazsınız'' diyor.

Bir başka dezavantaj da gıda teslimat hizmeti veren kurye firmaların eyaletten gıda yardımı alan vatandaşların elindeki gıda kuponlarını kabul etmemesi. Bu da gıda satın almak için hükümet yardımına muhtaç olan yoksul vatandaşların bu hizmetten dışlanması anlamına geliyor.

Meyve sebze fiyatları 46 yıldır ilk kez bir ayda bu kadar arttı

Simon ve ailesi süpermarkete gitme riskini göze aldıklarındaysa taze gıdalara olan maddi erişimin artık çok daha zor olduğunu farkediyor. Bunun nedeni, Nisan ayında Amerika'daki taze gıda fiyatlarının 1974 yılının Şubat ayından bu yana en büyük aylık sıçrayışı kaydetmesi.

Gıdanın artık daha pahalı olduğu New Orleans'ta birçokları, gelirlerinin hızla düştüğünü görüyor. New Orleans'ta 21 Mart-11 Nisan arasında 130 binden fazla kişi işsizlik yardımı başvurusunda bulundu. Bu sayı, kentte salgın öncesinde istihdam edilenlerin dörtte birine eşit.

Azınlıklar en ağır darbeyi aldı

Birçok kentte olduğu gibi New Orleans'ta da azınlıklar Corona salgınından en sert darbe alan kesim oldu. Bunun nedeni, kentin turizme dayalı ekonomisinin pandemi nedeniyle durma noktasına gelmesi. Kentteki restoranlarda istihdam edilen aşçıların ve çöp toplayanların yarısından fazlası, temizlik işlerinde çalışanlarınsa üçte ikisi, siyahlar.

İhtiyaç sahiplerinin sayısının giderek arttığı bu dönemde Top Box Foods gibi kar amacı gütmeyen kurumlar harekete geçiyor ve gıda kuponuna muhtaç olan yoksul vatandaşlar dahil çok sayıda kent sakinine taze meyve, sebze ve et ürünleri yardımı yapıyor. De Loach ayrıca köşe başlarındaki küçük dükkanları daha fazla taze gıda satmaya da teşvik ediyor.

Chrishana Simon, fast food zincirlerinin olmadığı bir mahallede daha güzel bir gelecek hayal ediyor.

''Benim ailem de sağlıklı olmayı hak ediyor'' diyen Simon, başka semtlere gittiğinde sebze bostanlarında yetiştirilen taze gıdaları gördüğünü, aynı uygulamanın kendi mahallesinde de başlatılabileceğini söylüyor.

 

food time logo

FOOD TIME SOSYAL AĞLARDA

Bizleri sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Hem güncel haberlere hemde dergi içeriğimiz ile ilgili duyurulara ulaşmak için hesaplarımızı beğenip takip edebilirsiniz

YORUMLAR