Kategori: RÖPORTAJ
Okuma: 2.109 kez
Yayın Tarihi: 31.05.2018 Perşembe 15:51:44
PAYLAŞ

İnovasyonlarla büyümeyi sürdürüyor

1966’da yerli bir marka olarak doğan, teknolojiyi tasarım ve yaratıcılık ile birleştirerek ortaya çıkardığı ürünlerle tüketicilerinin hayatlarını değiştirmeyi hedefleyen Arzum’un Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı ile markanın başarı öyküsünü ve küçük ev aletleri sektörünü konuştuk.

Murat Kolbaşı, Arzum ile yaşıt. İkisi de 52 yaşında. 3 kardeşin arzusu olarak doğmuş bir marka olan Arzum’u, Murat Bey’in babası ve amcaları kurmuş. Şirketi sürdürülebilir, kurumsal ve Türkiye pazarında yakaladığı başarıyı yurt dışına götüren bir marka haline getirmek için; attıkları her adımda hesap verebilirliğe, Türkiye’nin milli değerlerini dünyaya taşımaya önem vererek ilerlemişler. Arzum’un yeniliklerle ilerleme vizyonu, kültüre değer vermesinden ve kültürü teknolojiyle birleştirerek dünyaya taşımasından kaynaklanıyor.

2001 yılında 3 yıl garanti uygulamasını başlatarak sektörde garanti sürelerini uzatan ilk markasınız. Yaptığınız yenilikler tüketici tercihlerini nasıl etkiliyor?

2001’de Türkiye’de ciddi bir ekonomik kriz yaşandı. O dönemden sonra tüketicinin bazı alışkanlıklarında değişimler oldu. Özellikle bizim gibi satış sonrası önemli olan markalarda verilen bu hizmet büyük önem taşıdı. 2001’de ekonomik kriz sürecinde Arzum’un garanti süresini 1 yıldan 3 yıla çıkarttık ve ciddi anlamda pozitif dönüşler aldık. Hızlı bir şekilde pazar payımız arttı. Dönem dönem “Ürünü al, 90 gün kullan, beğenmezsen iade et” gibi değişik kampanyalar da yaptık. Ürünümüzü satın alan bir tüketici web sayfamıza ürünü aldığı tarihten itibaren bir ay içerisinde kayıt ederse, o ürünün servis süresini 3 yıldan 4 yıla çıkarıyoruz.

2014 yılında geliştirdiğiniz, “doğrudan fincana” özelliği olan Okka Türk Kahvesi makinesiyle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Türkiye’nin yurt dışında bilinen değerlerine bakarsanız Türk lokumunu, Türk kahvesini ve Türk hamamını görebilirsiniz. Türk kahvesi şu an yurt dışında en iyi bilinen değerlerimizden biridir. Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği olarak, kahvemizi UNESCO’ya götürdük, kültürel mirasımız olarak tescillemiş olduk. Kahve tüm dünyada büyüyor. Petrolden sonra ticareti en çok yapılan şey oldu. Ama Türk kahvesi, pişirme yöntemi olarak gerçekten hak ettiği yerde değil. Bir günde 2,2 milyar fincan kahve içiliyor. Ama Türk kahvesi bu kahve pazarının sadece %10’unu kaplıyor. Uluslararası danışmanlarla konuştuğumuzda, Türk kahvesinin aslında bilindiğini ama daha pratik, doğrudan fincana ikram yapabilecek bir Türk kahvesi makinesi ihtiyacı olduğunu gördük. Okka’yı bu niyetle çıkardık.

2015 yılında dünyadaki devlet destekli ilk ve tek marka programı olan Turquality programına dahil oldunuz. İçerik konusunda bilgilendirir misiniz?

Turquality programı, Ekonomi Bakanlığı tarafından oluşturulan çok doğru bir felsefeye sahip. Sayın Bakanımız da, ihracat tarafı da ciddi anlamda destek veriyor. Bir ülkenin değerini yukarı taşıyan önemli asetlerden bir tanesi de o ülkenin sahip olduğu markalardır. Türkiye’de seçilmiş 200’den fazla marka var. Bu markalar; tekstil, yiyecek-içecek gibi birçok farklı alanda faaliyet gösteriyor. Dünyanın tanıdığı, sektöründe büyük başarı yakalamış markalarımız var. Arzum da bu seçilmiş markalardan bir tanesi. Biz özellikle kendi alanımız olan küçük elektrikli ev aletlerinde fark yaratarak bayrağımızı dalgalandırmak istiyoruz. Kırmızı beyaz milli renklerimiz, Türk kahvesi de milli davamız diyorum. O yüzden Arzum son dönemde Türk kahvesiyle ön plana çıkıyor. Elektrik süpürgesi, ütü, gıda hazırlama, kişisel bakım kategorilerinde de bayrağımızı dalgalandırmak için inovasyonlar yaparak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Tüketici tercihlerine yönelik nokta atışı ürünlerinizden ve Ar-Ge çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Tüketicilerimizi ciddi anlamda dinliyoruz. Tüketicilerimizden ve sahadan aldığımız geribildirimlerle ilerliyoruz. Mesela bir annenin fikriyle, iki katlı doğrayıcı geliştirdik. Bir parçalayıcının haznesinde sarımsak veya soğan çektiğinizde kokusu hazneye siniyor ve hemen arkasından yaptığınız muzlu sütü içemiyorsunuz. Biz de hazneyi ikiye böldük. Üst taraftaki bıçak sadece koku bırakan soğan, sarımsak gibi şeyleri parçalıyor; alttaki hazne ise sadece muzlu süt ve diğer konularda size hizmet ediyor.

Çalışanlarımızın fikirlerini alıyoruz, eğer hayata geçirilir ve ürün olarak satılmaya başlarsa, yarattığımız değerin %1,5’ini 5 yıl boyunca çalışanımıza veriyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızda yurt dışı kaynaklarını sıklıkla kullanıyoruz. Örneğin Amerika’ya gidiyoruz, bir firmaya talebimizi iletiyoruz. Nasıl bir malzeme istediğimizi ve kullanım amacımızı anlatarak farklı bir ham madde arayışına giriyoruz. O firma da; dünyada başka alanlarda, farklı bir teknolojide kullanılan bir maddeyi veya bir kaplama maddesini getiriyor, biz de o maddeyi tost makinemizde veya çay makinemizde kullanabiliyoruz. Farklı ürünlere dokunanlar bize farklı çözümlerle geliyor. Şöyle bir örnek vereyim, motosiklet gidonu çizen bir Japon markasındaki ergonomiyi ütülerimize taşıyoruz. Ütünün sapında aynı ergonomiyi kullanarak, ütünün tutma yeri elin yorulmasını minimize ediyor.

“Sen dokunursun değişir dünya” mottosuyla tasarladığınız ürünlerle layık görüldüğünüz yerel ve uluslararası prestijli ödüllerden bahseder misiniz?

Bazıları sosyal sorumluluk konusunda, bazıları ürünün tasarımı, bazıları da teknolojik üstünlüğüyle  ilgili olmak üzere son 2 yılda aşağı yukarı 18 ödül geldi. Bu ödüllerin en kıymetlisi geçtiğimiz yıl Ekim ayında 900’den fazla firmanın katıldığı inovasyon liginde Cumhurbaşkanımızın elinden aldığımız İnovasyon Kültürü Ödülü oldu. Tabii yurt dışından özellikle Okka ürünlerine gelen tasarım ödülleri de çok kıymetli. Tasarıma kültürü de taşımış oluyoruz.

Sosyal sorumluluk projelerinde adını sıkça duyduğumuz Arzum’un destek verdiği projelerin içeriği hakkında bilgi alabilir miyiz?

En ciddi ve sürdürülebilir olarak yaptığımız çalışma satrançta; Türkiye Kadınlar Satranç Şampiyonası’na son 10 yıldır sponsoruz. Bence satranç federasyonu son dönemde hakikaten çok güzel işler yapıyor. Türkiye’de belki bunu kimse bilmiyordur ama en fazla lisanslı sporcusu olan federasyon satranç federasyonu. Satranç oynayanlar stratejik düşünmeyi iyi bilir, ileri görüşlü olurlar. O yüzden satranca inandık.

2011’de Londra’da yaptığımız projeyle, Türkiye’yi temsil etmeye layık görüldük. Çalışan arkadaşlarımız, görme engelli arkadaşlarımızla beraber Dragon’da hep beraber kürek çektiler, o dönem Young Guru Academy (YGA) diye, Sinan Yaman’ın bir organizasyonu vardı. Onlarla birkaç sene beraber çalıştık. Dolayısıyla takım olmak ve onlarla birlikte bu zorluğu yaşamanın değerini biz de öğrendik. Bizim için ciddi bir öğreti oldu. Tüm Türkiye’ye yayılmış müşterilerimizle, onların şehrinde onlara yardımcı olabileceğimiz farklı tüm aktivitelerin içindeyiz.

Okka Türk kahvesi makinesinin ihracat oranları nedir?

Okka, Ekim 2014’te ilk kez lanse oldu. 2002 ile 2014 arasında ciddi anlamda, sayısı milyon bazının da üzerinde elektrikli cezve sattık. Okka ailesinde 4 ürün oldu, 2 tanesinin lansmanını geçen salı günü yaptık. Okka ailesinin satış sayısı çıktığı günden bugüne kadar çeyrek milyon adedi geçti. Yurt dışında sattığımız adet Türkiye’de sattığımız sayıdan daha fazla. Böyle de bir başarısı var bu ürünün. Bu, Arzum’un tarihinde ilk defa oluyor. Bir ürünün yurt dışında yurt içinden fazla satılması gerçekten güzel bir başarı.

Türk kahvesinin tanıtımı açısından da gayet başarılı bir proje değil mi?

Kesinlikle önemli, çünkü dünyada 32 milyon adet kahve makinesi satılıyor. Bu sayının içinde Türk kahvesi makineleri çok az. Çünkü çok az markada Türk kahvesi makinesi var. Dolayısıyla yarattığımız 4 farklı ürünle hem kendi kahve kültürümüzü, hem de Türk kahvesi algısını genişletmiş oluyoruz. Türk kahvesi tarafında gayet kuvvetliyiz ve markalar olarak bu konuda uzlaşıp el ele hareket ediyoruz. Bu da bence çok önemli, kıymetli.

Çalışmalarınız dur durak bilmiyor, Türkiye Aile İşletmeleri Derneği’nde 40 kurucu üyeden birisiniz, öyle değil mi?

Doğru. Ülke ve marka değerinin artması ve bu markaların iyi bir yere gelmesi için uzun soluklu olması gerekiyor. Marka ne kadar uzun süre faal olursa, hem markaların sürdürülebilirliği hem de yaratmış olduğu değer önem kazanıyor. İsviçre’de 1989’da kurulmuş olan Family Business Network International var. Bu aile işletmeleri organizasyonunun, 40 farklı aileden gelen 40 farklı işletmedeki aile üyeleri 2012’de Türkiye şubesini kurdular. Ben de bu 40 kişiden biriyim. Onların yaptığı organizasyonlara biz münferit katılıyorduk. Artık bizim de bir derneğimiz var. Her sene Kasım ayında bir zirve düzenliyoruz. En son Kasım 2017’deki bir zirvemize konuşmacı olarak Sayın Ali Koç geldi. Aslında 500 kişilik bir ailenin dertlerini paylaşıyoruz. Seminerlere bizi dinlemeye gelen işletmelerle sıkıntılarımızı konuşuyoruz.

Yönetim Kurulu Üyesi olduğunuz Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği bünyesinde ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Türk kahvesiyle ilgilenen pek çok insan 2008 yılında bir araya gelerek dernek kurmuşlar. Ben de kendimi bir anda bu derneğin içerisinde buldum. Derneğin ilk resmi sponsoruyuz. UNESCO’ya gittik ve Türk kahvesini somut olmayan bir kültürel değer olarak tescilledik. Topkapı Sarayı içerisinde bir müze açtık. 4 ay boyunca Türk kahvesiyle ilgili; hem sarayımızdaki, hem özel koleksiyonlardaki değerlerden oluşan 700 farklı parça sergilendi. Her bir padişahımızın fincanları, TBMM’de, Cumhurbaşkanlığı’nda kullanılan tüm kahve takımları, sarayda ve köşklerde kahve yapmak için kullanılan çeşitli mangallar ve ızgaraları, Türk kahvesinin yer aldığı resimleri, şiirleri orada sergileme şansımız oldu. Bence Türkiye’nin çok hızlı bir şekilde, hiç kapanmayan bir kahve müzesine ihtiyacı var. Bu kültürün bizim olduğunu, herkese bu şekilde duyurabiliriz.

Arzum’un 2018 yılı hedefleri nelerdir?

Sektörde son 2 yıldır önemli bir büyüme kaydediyoruz. Dünyada küçük elektrikli ev aletlerinin yaklaşık %10’u, %7-8 arasında bir büyüme kaydediyor. Türkiye’de bu büyüme %10 civarlarında. Ama Arzum son 2 yıldır %20 civarlarında bir büyüme gösteriyor. 2018’de %15’lik bir büyüme hedefledik. Bunu etkileyen önemli konulardan biri enerji tasarruflu ürünler; özellikle de elektrik süpürgeleri. Geçtiğimiz salı akşamı yaptığımız lansmanda ilk kez yatırımı, tasarımı tamamen bize ait, çok yeni bir teknolojiye sahip bir süpürge sunduk: Olimpia serisi. Tabii yeni kahve makinemiz ve çay makinemiz geliyor. Bu yıl hedefimiz %15’in altında kalmaz. İhracat yaptığımız 35 ülke sayısını 50’ye çıkarmayı hedefliyoruz.

food time logo

FOOD TIME SOSYAL AĞLARDA

Bizleri sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Hem güncel haberlere hemde dergi içeriğimiz ile ilgili duyurulara ulaşmak için hesaplarımızı beğenip takip edebilirsiniz

YORUMLAR