Kategori: RÖPORTAJ
Okuma: 2.121 kez
Yayın Tarihi: 31.05.2018 Perşembe 15:49:49
PAYLAŞ

Bugünün balığını yarına bırakıyor

Metro Toptancı Market Türkiye Satın Alma Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Deniz Alkaç, perakendenin duayeni Metro’da, üniversiteden mezun olur olmaz işe başlamış. Yıllar içinde ağırlıklı olarak kategori yönetimi olmak üzere farklı roller ve büyük sorumluluklar üstlenmiş. Metro’nun, profesyonel müşterilere sevkiyat yapan yeni bölümü FSD’nin kurulmasında görev alırken, bu tecrübesini “Oluşum aşamasında ticari, operasyon ve satış alanlarını kurmam en önemli iş deneyimimdi” diye anlatıyor.
Deniz Alkaç, 2017 yılından bu yana Metro Toptancı Market Türkiye’nin Satın Alma Direktörlüğü görevini başarıyla yürütüyor.

“Bugünün balığını yarına da bırakalım” projesiyle balığın yüzde 100 izlenebilirliğini sağladınız. Balıktan sonra et gibi önemli bir ürün grubunu da kurduğunuz sistem aracılığıyla çiftlikten tabağa kadar izliyorsunuz. Tüketici tercihlerini ciddi boyutta etkileyen bu çalışmaların geri dönüşleri nasıl oldu?

Balığı da eti de yalnızca ticari bir ürün olarak değil; gelecek nesillere bırakılması gereken bir değer olarak görüyoruz. Son yıllarda ortaya çıkan BSE, kuş gribi, dioksin, E. coli gibi sorunlar ve gıda zincirindeki şeffaflık konusunda sürekli artan tüketici talepleri sonucu, tarım ve gıda sektöründe izlenebilirlik giderek önem kazanan bir gereklilik haline geldi. Biz de tüketici taleplerine cevap vermek,  sürdürülebilir geleceğe destek olmak, gelecek nesillere güvenilir et ve balık sağlamak için gözümüzü etten ve balıktan ayırmıyoruz. Tüketiciden aldığımız dönüşler de bizi tatmin eder seviyede. Tüketiciler aldığı ürünün nereden geldiğini bilmekten çok memnun. Türk mutfağına ve değerlerine sahip çıkma amacıyla sürdürdüğümüz projelerden biri olan “Et izlenebilirliği” konusunda yaptığımız çalışmalarla sektöre yatırım yapmaya devam ediyoruz. Metro Toptancı Market olarak et gibi önemli bir ürün grubunda kurduğumuz sistem aracılığıyla çiftlikten tabağa kadar ürünü izliyoruz. “Et izlenebilirliği” projemizle etin tüm tedarik sürecini kayıt altına alarak, QR kod etiket sistemiyle, etin %100 izlenebilirliğini sağlıyoruz. Böylece Metro’dan alışveriş yapanlar; hayvanın ne zaman doğduğu, hangi çiftlikte yetiştiği gibi kimlik bilgilerine, kesildiği mezbahaya, kesim sonrası onay veren veterinerin veteriner numarasına, kesim tarihine, hangi tedarikçi tarafından paketlendiğine ve son ürün olarak ne zaman üretildiğine kadar tüm bilgilere ulaşabiliyor. “Et izlenebilirliği” projemizle sofralara gelen etin güvenilirliğinden emin olmak için etin tüm yolculuğunu, müşterilerimize şeffaflıkla aktarmaktan mutluluk duyuyoruz. 

Balık tarafına bakıldığında da şu anda Türkiye’nin en çok balık satan marketiyiz. Kuruluşumuzdan bu yana 80 bin ton balık sattık ve balık reyonlarının yatırım maliyeti 41 milyon TL’ye ulaştı. 33 mağazamızda balık reyonlarına her yıl ortalama 13,4 milyon TL’lik harcama yapıyoruz ve balık kategorisinde yaklaşık 200 kişiyi istihdam ediyoruz. Sürdürülebilir balıkçılık projemiz kapsamında, limanlarda ve karaya çıkış noktalarında su ürünleri kasalarına konulan balığın hangi sularda, hangi tekne ile, ne zaman avlandığını belirten izlenebilirlik bilgilerini kayıt altına alıyoruz. Bu bilgiler satış aşamasında kasalara veya poşetlere konulan QR kod ile müşterilerin bilgisine sunuluyor. Sadece balık boy ve avlanma dönemi yasaklarına uyan balıkçılarla çalışırken, aynı zamanda geleneksel balıkçılığı da koruma altına almayı hedefliyoruz. Sağlıklı, güvenilir ve sürdürülebilir deniz balığını müşterilerimize temin edebilmek adına düzenli olarak deniz balıklarının avlandığı sulardan ve avlanan balıklardan numuneler alarak ağır metal ve mikrobiyolojik analizleri yapıyoruz. Bu kapsamda her yıl 100’e yakın deniz balığı numunesinde analizler yapılıyor ve sadece uygun olan ürünler müşterilerimize sunuluyor. Proje kapsamında kooperatiflere bağlı balıkçılara doğru hijyen koşulları, boy ve avlanma yasakları konularında eğitimler verilerek farklı bölgelerde avlanan balıkçılardan teslim alınan balıkların hijyen koşullarını bozmadan ve soğuk zinciri kırmadan mümkün olan en kısa sürede mağazalara ulaştırıyoruz. Balıkçılarla el ele verdiğimiz bu proje ile lüfer, palamut, hamsi ve istavrit balıklarını, Türkiye denizlerinde avlanan balıkçılarımızın alın terini koruyan Merkez Birliği’ne bağlı (İstanbul, Rize, Çanakkale ve Adana) kooperatiflerden de tedarik ediyoruz. Bu satın alma süreci ağdan çatala uzanan yolculuğu izlenebilir kılıyor ve geleneksel balıkçılığı koruma altına alıyoruz. 2000-2015 yılları arasında deniz ve iç sularımızda avlanan balık miktarında yüzde 30’lara varan bir düşüş görüyoruz. Öte yandan, tür çeşitliliği bakımından ülkemizin denizlerinin hala zengin olduğunu söyleyebiliriz. Karadeniz’de 300, Marmara’da 200, Ege’de 300 ve Akdeniz’de 400 balık türü bulunuyor. Ancak son 30 yılda balık türleri ciddi şekilde azaldı. Günümüzde kalkan, mersin, orkinos, kolyoz gibi balıkların Marmara ve Karadeniz’den çekildiğini biliyoruz. Biz bugünün balığını yarına da bırakmak istiyoruz. Bu tür projelerin sektöre örnek olacağına ve balıkçılığın bu tür iş birliklerinden yararlanacağına inanıyoruz.

Metro, geçtiğimiz yıllarda da balık nesillerinin sürdürülebilirliği için projeler hayata geçirmişti. 2010 yılında Türkiye’nin ilk sürdürülebilir balıkçılık projesi olan “Kızına bak anasını al” ile soyu tükenme riski taşıyan lüferin 24 cm altındaki türleri olan çinekop ve sarıkanatı satmama kararı almıştık. Uygulamaya koyduğumuz bu boy yasağı Türkiye’deki yasal mevzuata temel teşkil etti. Bir diğer projemiz olan Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) ile 2012’de başlatılan “Palamutlar Nerede?” ile palamutun korunması için uluslararası iş birliği geliştirdik. 2015’te tamamlanan proje kapsamında 4.500 balık markalanarak denizlere bırakıldı ve göç yollarının tespiti sağlandı.

2017 yılında başlattığınız Metro Su Hareketi’yle 22 Mart Birleşmiş Milletler Dünya Su Günü'nde, çalışanlar ve müşteriler arasında bilinçli su tüketimi konusunda farkındalık yarattınız. Çalışmalarınızın detaylarını öğrenebilir miyiz?

25 ülkede faaliyet gösteren Metro Toptancı Market, çalıştığı çok sayıda markayla birlikte küresel su kıtlığı konusunda farkındalık yaratmak için seferberlik ilan etti. 22 Mart Birleşmiş Milletler Dünya Su Günü çerçevesinde yürütülen çalışmaya dahil olan markalarla el ele veren Metro, mağazalarında yer alan ürünlerin ambalajları ve ürünlerin yer aldığı raflardan tüketicilere çağrıda bulundu. Metro mağazalarında 1 ay boyunca suyun günlük hayattaki bilinçli tüketimine ve su tasarrufuna yönelik ipuçları paylaşıldı, aynı zamanda sosyal projelerle de dünyadaki su kıtlığı konusuna dikkat çekildi.

Metro’nun 2018 yılındaki amacı ise su tüketimini 100 milyon litre ile sınırlandırarak 2017’de projeye başladığı zamana göre % 2 daha az su tüketmek idi. Metro Su Hareketi ile milyonlarca tüketicimize ve çalışanlarımıza ulaştık. Tedarikçilerimizle birlikte dünyadaki su kıtlığına dikkat çekmeye çalıştık.

Dünyaya karşı sorumluluğumuzun bilincinde, sürdürülebilir bir gelecek için BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nden "Herkes için temiz su ve sıhhi koşulların sağlanması" amacı doğrultusunda Metro olarak Barilla, Coca Cola, Colgate, Danone, Diageo, Henkel, L’Oreal, Mars Gıda, PepsiCo, Procter & Gamble (P&G) ve Unilever olmak üzere 11 tedarikçi ile iş birliği yapıyoruz. Metro olarak bu tedarikçilerin halen yürütmekte olduğu, tüketicilerin de katılabileceği sosyal sorumluluk projelerine destek veriyoruz. Müşterilerimiz ve tedarikçilerimizle birlikte su kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda koyduğumuz açık ve net hedeflere ulaşmayı böylece dünya genelinde temiz suya erişimi artırmayı hedefliyoruz.

Metro Toptancı Market’in Türkiye gündemine taşıdığı ve büyük önem verdiği coğrafi işaretli ürünlerin sayısı her geçen gün artıyor. Tarımın sürdürülebilirliği için yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?

Türkiye’nin yerel değerlerine sahip çıkarak damak paletini zenginleştirmek, sürdürülebilirliği sağlamak için 2012 yılında Coğrafi İşaretli Ürünler projesini hayata geçirdik. Bu projemizle üreticilerimizle birlikte adeta Türkiye’nin lezzet haritasını oluşturduk. Bugüne kadar, kaybolma tehlikesi yaşayan 60’tan fazla ürüne sahip çıktık. Bugün raflarımızda Aydın incirinden Diyarbakır karpuzuna, Taşköprü sarımsağından Finike portakalına kadar 80’in üzerinde coğrafi işaret tesciline sahip ve tescile aday ürün yer alıyor. Bu ürünler gerek kalitesi gerek lezzetiyle çoğunluğu profesyonellerden oluşan müşterilerimizin mutfağını zenginleştiriyor. Ayrıca coğrafi işaretli ürünleri, Metro’nun küresel pazarlarına göndererek bilinirliklerini artırıyoruz, bu sayede ülke ekonomisine de ihracat geliri yoluyla önemli bir katkımız oluyor. Dünyanın önde gelen işletmeleri ve şeflerinin de Türkiye’nin coğrafi işaretli ürünlerini deneyimlemesini ve tercih etmesini sağlıyoruz.

Coğrafi işaretli ürünlerin bilinirliğini artırmak için çeşitli farkındalık çalışmaları yürütüyoruz. Yerel üreticilere, ürünlerinden nasıl daha çok verim alacakları, tohumlarını nasıl saklamaları gerektiği ve gıda güvenliği konularında eğitimler vererek, uluslararası standartlarda üretim yapmalarına destek oluyoruz. Yerel paydaşlarla ve akademisyenlerle seminerler düzenledik, ürün özelinde eğitimler verdik. Gerçek tohum ve doğru üretim metotlarını bir araya getirerek, üretimi standartlaştırdık. Verimliliği artırdık.

Coğrafi İşaretli Ürünler projesi kapsamında üreticilerimizin her birinin “Kırmızı Pasaport”, yani GLOBAL GAP Sertifikası almasını sağladık. Örneğin tükenmeye yüz tutan Taşköprü sarımsağı, sorgusuz sualsiz Avrupa’ya ihraç edilebilir konuma geldi. İhracat söz konusu olduğunda, ürünün Avrupa pazarına ve tüketicisine uygun hale getirilmesi için, üründe inovasyonlar gerçekleştirildi. Soyulmuş, püre haline getirilmiş ve hatta siyah sarımsak olarak gurme ürünlere dönüştü. Üretici bilinçlendi, verim, rekolte arttı, gıda kayıpları azaldı. Yerel tohum korundu.

Coğrafi İşaretli Ürünler’de ihracat hedefleriniz nedir?

Coğrafi İşaretli Ürünler projesini hayata geçirdiğimiz 2015-2016 yıllarında 5 ülkeye yönelik ihracatımız yaklaşık 3,3 milyon euro hacmindeyken, 2017 itibarıyla bu tutar 10 ülkeye ve 6 Milyon Euro'ya ulaştı. Türkiye’deki potansiyel coğrafi işaretli ürünlere odaklanarak, dış ticaret açığının kapatılabileceğini düşünüyoruz.

Yerelliğe önem veren bir marka olarak çalışmalarınızı sürdürüyorsunuz. Raflarınızda yer verdiğiniz ürünlerin ne kadarı Türkiye’de üretiliyor?

Tedarikimizin yaklaşık %98’ini yerli üreticilerden karşılıyoruz. Ayrıca “yerli tohum” projesi ile yerel tohumlardan yetiştirilen ürünler için %100 alım garantisi veriyoruz, çiftçilerimizi profesyonel pazarlama araçlarıyla geniş tüketici kitleleriyle buluşturuyoruz.

Metro tarafından gerçekleştirilen “Yeme İçme Değerleri ve Alışkanlıkları Araştırması” açıklandı. Sonuçlar tahmin edilebilir boyutta mıydı? Bu sonuçlara göre Metro Toptancı Market olarak ne gibi çalışmalarınız olacak?

“Yeme İçme Değerleri ve Alışkanlıkları Araştırması”nı Türkiye’de ilk defa, Konda Araştırma ve Danışmanlık ile birlikte biz gerçekleştirdik. Metro olarak Türk mutfağının değerlerine sahip çıkmak için çalışıyoruz. Faaliyet gösterdiğimiz toplumun bir parçası olarak, bilgiyle beslenen bu mutfağa sahip çıkmak için el ele vermenin gerekliliğine inanıyoruz. Stratejimizi bilimsel çalışmaya ve araştırma verilerine dayandırıyoruz. Bundan önce de Türkiye’nin geleceğine yönelik gerçekleştirdiğimiz uzun soluklu projelerin arkasında hep araştırma verileri bulunuyordu.

Araştırmada ortaya çıkan çarpıcı örneklerden biri, gelir seviyesi ne olursa olsun Türklerin bir hafta boyunca en çok meyve, ikinci olarak sebze tükettiği… Biz zaten Metro olarak coğrafi işaretli ürünlerle bu alanda yatırımlarımızı uzun yıllardır devam ettiriyoruz. Bu konuda yerel kooperatifler ile iş birliklerimiz artacak, eğitimden tedarike kadar olan her alanda desteklerimizi sürdüreceğiz. Raflarımızda yer alan yerel ürünlerimizin sayısının artması için çabalarımız sürecek.

Araştırmadaki ilginç bulgulardan bir diğeri ise, toplum olarak haftada en az tüketilen gıdanın balık olduğunu gördük. Ancak miktar olarak bakıldığında balığın et ve tavuktan daha fazla tüketildiği ortaya çıktı. Biz yine “Bugünün balığını yarına da bırakalım” projesiyle balığın yüzde yüz izlenebilirliğini sağladık. Metro olarak balık önemli bir değerimiz, Türkiye’nin en çok balık satan marketiyiz.

Metro’nun pazar payı ve gelecek hedefleri nedir? Sektörün lider markalarından biri olarak müşterilerinize nasıl bir alışveriş deneyimi sunuyorsunuz?

Metro Toptancı Market olarak 20 şehirde 36 mağazamızla hizmet veriyoruz. Genel müdürlüğümüz ve mağazalarımızda çalışanlarımızla birlikte yaklaşık 4.500 kişilik büyük bir aileyiz. Biz en temelinde Türk mutfağına ve değerlerine sahip çıkma amacıyla ilerlemekteyiz; 28 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de bu anlayışla, ülkemize yatırım yapmaya devam edeceğiz.

Ancak geleceğe baktığımızda, tüketici eski tüketici değil, “yeni tüketici” artık yalnızca ürün almıyor. Aldığı ürünle birlikte deneyim ve deneyimin kişiselleşmesini istiyor. Gelecekte mağazalar satış noktası olmaktan çıkarak, deneyim ve servis noktaları olacak. Biz de bu trendi en iyi şekilde kendi süreçlerimize entegre etme çalışmaları yürütüyoruz. Organize perakende alanında işler hala mağazada bitse de bizim de küçük depo uygulamalarımız, tekneye servislerimiz gibi Horeca müşterilerimize sunduğumuz çalışmalar var. Gelişmekte olan teknolojiyle birlikte e-ticaret hacmi ve süreçlerin dijitalleşmesi hızlanıyor. Bu anlamda tüketiciyi kazanmak için dijital dönüşüm bir gereklilik.

Metro olarak sağlığa verdiğiniz önemi “Çocuklar için kansere savaş açtık” sloganıyla ürünlerinizi test ederek de gösterdiniz. Bu çalışmaların detaylarını alabilir miyiz?

2008 yılından bu yana raflarımıza koyduğumuz tüm kırtasiye ürünlerini bilimsel testlere tabi tutuyor ve sadece sağlığa zararı olmadığını tespit ettiklerimizi müşterilerimize sunuyoruz.

Çocukların sağlığı ve geleceği için çocuk ürünlerimizi farklı alanlarda testlerden geçirerek raflarımıza alıyoruz. 2008 yılında uygunsuz çıkan ürünlerin oranı %17 idi. 2010’da %9’a ve 2011 yılında da tedarikçilerimizi bilinçlendirmemiz sayesinde %6,5’e düştü. 2017 sonunda daha da geriledi. Uygulamamız sürekli kendini yenileyerek devam edecek.

18 farklı parametreye göre yaptığımız analizlerde, fitalat, azoboyar, formaldehit, ağır metal, alerjenik ve kanserojenik boyar maddeleri inceliyoruz. Öncülük ettiğimiz çalışmalar neticesinde, plastiği yumuşatmak için kullanılan ve insan sağlığına büyük zarar veren fitalat maddesinin, çıkarılan tebliğ ile çocuk bakım gereçleri, kalemler, defterler, silgiler, yapıştırıcılar, makaslar, kalemtıraşlar, yağmurluklar, spor ayakkabıları, plastik terlikler gibi ürünlerde kullanılması yasaklandı. Satışını gerçekleştirdiğimiz çocuk ayakkabılarının içlerini de bu anlamda test ediyoruz.

10 yıldır okula dönüş sezonunda ayakkabı, okul çantası, defter, sözlük, kalem, boya, oyun hamuru gibi 50 farklı kategoride 1.000 ürünü, kanserojen riskler açısından test ediyor, ayrıca tedarikçilerimizin kendi üretim yerlerinde denetimler de gerçekleştiriyor, her yıl 200’e yakın tedarikçiyi eğitiyoruz. Proje kapsamında çocuklar için kanserojen risk teşkil edebilecek kırtasiye, ayakkabı ve tekstil ürünleri, fitalat, ağır metaller gibi parametreler içeren testlere tabi tutuluyor, yalnızca bu testlerden başarıyla geçen sağlıklı ve güvenli ürünlere raflarda yer veriliyor. Metro’nun 2008 yılından bu yana sağlık ve güvenlik testinden geçirdiği ürün sayısı 10.000’e ulaştı. Kısacası başta çocuklarımız için olmak üzere tüm müşterilerimizin sağlığını tehdit eden her şeye savaş açtık, bu konuda taviz vermeden çalışmaya devam edeceğiz.

Sosyal sorumluluk alanında yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

Metro Toptancı Market Türkiye olarak, ana hedefimiz Türk mutfağına ve değerlerine sahip çıkmak.  Bunu yaparken de sürdürülebilirliği hem işimizin hem de kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetlerimizin merkezine koyuyoruz. Eğitimlerle tedarik zincirimizin ve çalışanlarımızın yetkinliklerini geliştiriyor, ürün ve hizmetlerimizin ürün yaşam döngüsü boyunca yarattıkları olumsuz etkilerini düşürmek için projeler yürütüyoruz. Kaynakların sorumlu tüketimi konusunda politikalar oluşturuyoruz ve bunu topluma yayacak projeler hayata geçiriyoruz. Türk mutfağına ve değerlerine sahip çıkma hedefimizin başrolde olduğu sürdürülebilir iş modellerimizle, sosyal sorumluluk faaliyetlerimizle ülke sınırlarının ötesinde tüm dünyamızı ilgilendiren sorunların çözümünde olumlu rol oynuyoruz.

Sürdürülebilirlik anlayışıyla hayata geçirdiğimiz her projemiz toplumsal fayda sağlayan projeler. Mesela Türkiye’nin lezzet haritasını oluşturduğumuz Coğrafi İşaretli Ürünler projemiz ile Türkiye’de tarıma destek veriyoruz. Hayvan refahı konusuna 2013 yılından itibaren sistemli olarak yaklaşıyoruz. Bu tarihten itibaren 174 adet hayvan çiftliğini denetledik, 200’e yakın hayvan çiftliği sahibine de eğitim verdik. Balık kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı konusunda balık izlenebilirlik projemizi sürdürüyoruz. Keza et izlenebilirlik projemiz var. Meyve sebzede yaşanan kayıpların sonuçlarına dikkat çekerek iyi uygulamalar sayesinde ev dışı tüketim sektöründeki israfın önüne geçebileceğimizi gündeme getirdiğimiz Metro Gıda Hareketi çerçevesinde atık ve kayıp konusunda bilgileri kamuoyu ile paylaştık. Son tüketicilerin restoranlarda yaptıkları gıda israfını azaltmaya yönelik, restoran konuklarının sipariş verdikleri yemeklerden artanları yanlarında götürmeleri için tasarladığımız “Metro Gurme Kutusu” uygulamamızı İstanbul ve Eskişehir gibi illerde hayata geçirdik. Yerel balıkçılık, tarım, hayvancılık gibi önemli alanlardaki proje ve eğitimlerimiz devam edecek.
food time logo

FOOD TIME SOSYAL AĞLARDA

Bizleri sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Hem güncel haberlere hemde dergi içeriğimiz ile ilgili duyurulara ulaşmak için hesaplarımızı beğenip takip edebilirsiniz

YORUMLAR