Anne sütünün beslenmedeki önemi

YAZAR: Diyetisyen Gizem Ergözen

Kategori: MAKALE
Okuma: 1.790 kez
Yayın Tarihi: 19.05.2019 Pazar 10:14:54
PAYLAŞ
Anne sütü; enerji, protein, yağ, karbonhidrat ve diğer elzem besin öğeleriyle yeni doğanda büyüme ve gelişmeyi sağlayan karmaşık biyolojik bir sıvı ve içerdiği birçok biyoaktif enzim, hormon, büyüme etmeni ve bağışıklık öğelerini içeren yapısıyla eşsiz bir besindir. Yaşamlarının ilk altı ay içerisinde bebeklere verilebilecek en ideal besin anne sütüdür. Doğumdan sonra ilk 5 günde salgılanan süte kolostrum denir. Bebeği ilk birkaç gün içerisinde enfeksiyonlardan korumaktadır. Koyu kıvamlı, sarımsı renkte bir süttür. Kolostrumda, olgun (mature) süte göre daha fazla oranda antienfektif öğeler, A,D ve B12 vitamini, sodyum, çinko ve protein(%3-3.5) bulunur. Ayrıca arjinin ve triptofandan da zengindir. Bunun yanı sıra yağ ve laktoz içeriği olgun süte oranla daha azdır.

Kolostrum 5-10.günler arasında geçiş sütü şeklini alarak 3.haftadan sonra ise olgun süt özelliği taşır. Kolostruma göre yağ ve laktoz içeriği fazladır. Protein ve immünoglobulin içeriği ise azdır.

Anne sütünün % 87'si sudur ve emzirmenin ilk evresinde gelen süt, yani önsüt, su bakımından oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Bu nedenle, bebeğin gereksinimi olan tüm su, bu önsütten karşılanmakta, çok sıcak havalarda bile bebek, su ve sulu içeceklere gerek duymamaktadır. 

Anne sütünün enerjisi 

Süt üretimi için, maternal (anne) enerjinin %80-90’nın kullanıldığı ve bu enerjinin kaynağının emzikli kadının yağ depoları (adipoz dokudaki) ile diyetten gelen yağlardan sağlandığı bilinmektedir. Bu yüzden emziklilik (laktasyon) süresince annenin enerji alımının artırılması gerekmektedir. 

Anne sütünün proteini 

Anne sütünde bulunan proteinler kazein ve whey proteinleri olup, kazein/whey proteinleri oranı 40/60 ‘dır. Bu oran anne sütü proteinin sindirilebilirliği ve emiliminin yüksek olmasına ve vücut proteinlerine dönüşme oranının (Net Protein Kullanımı (NPU) %100) yüksek olmasını sağlar. Anne sütünde antienfektif özellik gösteren proteinleri whey proteinleri fraksiyonundadır ve bu proteinlerin en önemli bileşenleri α-laktalbümin, laktoferrin, lizozim, immünoglobulinler ve serum albüminidir. İnek sütü whey proteinlerinin önemli bir kısmını oluşturan ve allerjen olan β-laktoglobulin anne sütünde bulunmaz. β-laktoglobulin allerjik özelliklere sahiptir ve çocukta allerji, solunum sisteminde bozukluk ve döküntülere neden olabilir. Anne sütünde bulunan total proteinlerin %10-25’ini oluşturan laktoferrin, demir bağlayıcı özelliği olan bir proteindir ve bebekleri gastrointestinal enfeksiyonlardan, bakteriostatik etkisiyle korur. Aynı zamanda anne sütündeki demirin biyoyararlılığını artırır. Anne sütünde, solunum ve gastrointestinal sisteminde etki gösteren protein yapısındaki büyüme faktörleri vardır. Bunlar; epidermal büyüme faktörü (EGF), sinir büyüme faktörü (NGF), insüline benzer büyüme faktörü (ILGF-I), meme kaynaklı büyüme faktörü (MDGF), koloni uyarıcı faktör (CSF), taurin, etanolamin, fosfoetanolamin ve interferon’dur. Taurin, büyümeyi düzenleyen, hücre membranının bütünlüğünü sağlayan ve retina harabiyetini önleyen önemli bir aminoasittir. Hayvan sütü insan sütünden daha fazla protein içerir. Büyüme ve gelişme için protein gereklidir. Daha fazla proteinin daha iyi olduğunu düşünebilirsiniz, ancak hayvanlar insanlardan hızlı büyüdükleri için daha yüksek protein konsantrasyonu içeren sütlere ihtiyaçları vardır. Bir bebeğin tam olgunlaşmamış böbrekleri için ise, hayvan sütlerindeki proteinin fazlasını atmak zordur. 

Anne sütünün karbonhidratı

Anne sütünde karbonhidratların çoğunluğunu laktoz oluşturmaktadır. Laktoz; kalsiyum, magnezyum gibi minerallerin emilimini artırır, beyin ve spinalkord’da galaktolipitlerin yapısına girerek beyin gelişiminde rol oynar. Anne sütünde önemli miktarlarda glikoz, galaktoz gibi basit şekerler ile çocuğu enfeksiyonlardan koruma özelliği olan oligosakkaritler ve diğer bazı kompleks karbonhidratlar da bulunmaktadır. 

Anne sütünün yağı

Anne sütü kalorisinin %50'sini sağlayan lipidler, anne sütünde, inek sütüne oranla daha yüksektir. Ayrıca anne sütü, sinir ve retina hücrelerinin yapısına giren ve sinir sistemi ve görme işlevlerinin gelişiminde rol oynayan araşidonik asit, dokozahekzaenoik asit, linolenik asit ve alfa linoleik asit gibi uzun zincirli çoklu doymamış yağ asitlerinden zengindir. 

Anne sütünün vitamin ve mineralleri

Genel olarak D ve K vitamini dışında anne sütünde bulunan vitaminlerin çoğu, istenilen düzeyde bulunmaktadır. Eğer bebek yeteri kadar anne sütü alıyorsa, vitamin gereksinmesinin çoğu karşılanabilmektedir. Minerallerin anne sütündeki miktarları düşük, ancak işlevleri çoktur. Anne sütünün büyük inorganik bileşenleri kalsiyum ve fosfor miktarı ile selenyum miktarı, maternal diyetin örüntüsünden etkilenmektedir. Anne sütünde bulunan eser elementler: demir, bakır, çinko, magnezyum, krom ve selenyumdur. Bu elementlerin sütteki miktarı laktasyon süresine göre değişiklik göstermektedir. 

Anne sütünün yararları
 
Emzirme, süt birikmesi ile memede oluşabilecek komplikasyonları önler. Emzirme, göğüs kanseri, over kanseri endometrium (rahim için tabakası) kanserine yakalanma riskini azaltır. Emzirme, anneyi ileride ortaya çıkacak kemik erimesinden (osteoporozis) korur. Emzirme, uterusun eski haline dönmesine yardımcı olur, anneyi aşırı kan kaybından ve anemiden korur. Emziren annelerde endometrozisin ilerleme hızı daha düşüktür. Doğumun hemen ardından bebeğin emzirilmesi oksitosin salgısını ve uterus kasılmalarını artırarak plesentanın daha kolay ayrılmasını ve kanamayı azaltır. Emzirme kilo vermeyi kolaylaştırır. İmmün sistemin geliştiği erken çocukluk döneminde geçirilen viral enfeksiyonların, kalıcı duruma geçerek, ileride neoplastik hastalıklara eğilim yarattığı düşünülmektedir. Bunlar arasında en iyi bilinenlerden birisi de Epstein-Barr virüsü enfeksiyonları ile lenfomalar arasındaki ilişkidir. Bir çalışmada, altı aydan daha uzun süre anne sütü alan çocuklarda lenfoma sıklığının daha az olduğu saptanmıştır. Doğumdan sonra ilk altı ay süresince bebeğin fizyolojik ve psikososyal ihtiyaçlarını tek başına mükemmel bir şekilde karşılayan anne sütü, anne ve bebek bağının kurulmasında önemli rol oynar. Annelik duygusunun gelişmesini sağlar. Emzirme, anne ile bebek arasındaki bağı güçlendirir. Orta kulak iltihabı riskini azaltır. Orta kulak enfeksiyonu 3 aydan fazla sadece annesütü alanlarda % 50 daha az. Çene ve diş gelişiminde rolü vardır. Bazı kronik hastalıkların oluşma riskini azaltır (tip 1 diyabet,çölyak hastalığı gibi).  Allerjiye karşı koruyucudur ve bebeği pişikten korur. Bebeğin ruhsal, bedensel ve zeka gelişimine yardımcı olur. Dikkat azlığı sendromu, ilgisizlik gibi olgularda anne sütü alımı önem kazanmaktadır. Zeka seviyeleri daha yüksektir. 

Anne sütü kök hücreler içerir

SCIENCENETWORK (10 FEB 2008) Perth adındaki bir bilim adamı insan sütünün kök hücreleri içerdiğini dünyada ilk kez keşfeden kişidir ve beş yıl içinde bilim insanlarının onları omurga yaralanmaları, diyabet hastalığı ve Parkinson hastalığı kadar geniş kapsamlı koşullar için araştırma yapmak üzere kullanılacağını söylemiştir. Göğüs kök hücreleri (kırmızı/mavi) ve farklılaşmış yetişkin meme hücreleri (yeşil) insan  sütünün içinden izole edilmiştir. 

Öneriler
  • Doğumdan sonraki ilk yarım saat-1 saat içinde emzirmeye başlanmalıdır.
  • İlk 6 ayda sadece anne sütü verilmelidir.
  • 6. aydan itibaren ek besinlere başlanmalıdır.
  • 2 yaşına kadar ek besinlerle birlikte emzirmeye devam edilmelidir.
  • İlk 6 ay sadece emziriniz !!
  • 6. Aydan sonra ek gıdalara başlayınız!!
  • Biberon ve emzik kullanmayınız !! 

Yapay beslenmenin tehlikeleri;

Anne ve bebek arasındaki ilişkiyi engeller. İshal ve solunum yolu hastalıklarına yakalanma riski artar. Malnütrisyon, vitA eksikliği görülebilir. Allerji ve anne sütüne intolerans gelişebilir. Kronik hastalık riski artar. Bebekte obezite olabilir. Anemi riski, kanser riski artar. Mental yönden iyi gelişmeyebilir. Anne sütü yenidoğanın gelişimini destekleyecek özelliklere sahiptir ve besin değeri bakımından tüm yapay besinlerden üstündür. Anne sütüne teşvik amaçlı yapılan çalışmalar. 20. yy başına kadar bebeklerin hayatta kalması, büyük ölçüde anne sütü ile beslenmelerine bağlıydı. Bu yıllarda teknolojik gelişmeler,kadınların çalışma hayatına başlaması, estetik kaygılar, stres vb. faktörler anne sütü ile beslenmeyi önemli ölçüde etkiledi.

Bu saptama üzerine WHO VE UNİCEF anne sütünün korunması ve yaygınlaştırılması ve desteklenmesi amacıyla Bebek Dostu Hastaneler Projesini başlattı. Bebek dostu hastaneler girişimi; 1991 yılında WHOUNİCEF tarafından başlatıldı. Girişimin temelini başarılı emzirmede 10 adım oluşturmaktadır. Dünyada 150 ülkede 20.000 e yakın bebek dostu sağlık kuruluşu bulunmaktadır. Ülkemizde de 1991 yılından bu yana sürdürülüyor. 

Ülkemizde son durum

TNSA 2013 e göre ortalama emzirme süresi 16.7 aydır. Türkiye’de emzirmenin yaygın olduğu ve tüm çocukların %97’sinin bir süre emzirilmiş olduğu bilinmektedir. Anne sütünün verilemediği durumlar ise çok nadirdir. Annenin ağır hastalığı ya da psikozu bu nadir durumlardan biridir. Annenin kemoterapi ve radyoterapi görmekte olması anne sütü verilmesini engeller. 


 
food time logo

FOOD TIME SOSYAL AĞLARDA

Bizleri sosyal ağlarda da takip edebilirsiniz. Hem güncel haberlere hemde dergi içeriğimiz ile ilgili duyurulara ulaşmak için hesaplarımızı beğenip takip edebilirsiniz

YORUMLAR